IŞIK
Öyle bir ışık ki yüreğimde yanan;
Huzurun, sevdanın yansıması,
Alev gibi kor gibi
Mağmalaşan volkan...
Yansıtır bir o kadar da karanlık gölge;
Gerçeğe hülasa, hayale revan.
Gizli sırların bekçisi o,
Sessizce fısıldayan.
Sırağacımda imsiz çağlayan...
Vurduğunda ışık doğru yöne,
Sarmalar aşkın en saf haliyle kalbi,
Her dokunuşu bir parıltı,
Her bakış bir yıldız.
Filizlenir göğsümde umutlar,
Renklenir penceresi dünyamın,
Dokunur rengârenk,
Sevda yoluna alkımlar.
Dağarcığımda sonsuz aydınlıklar...
Düşmüşse yansımalar, yanılgıyla perdeye,
Bakılmışsa bir anlık yanlış perspektifle;
İşte o ışık ki
Sarar zifiri içime,
Gölgeleşen yüzlerde kaybolur neşem,
Dağılır ışığım, parçalanır sol yanım,
Söner yavaşça aydınlıklarım,
Kül olur, umut yangınlarım.
Serağacımda suskun haykırışlarım!
Bir yanımda sevda, diğer yanım kör zindan,
Işıkla, karanlık-gündüzle, gece misali;
Geçmiş iç içe ve üryan.
Soyun ey gönül!
Soyun doğru yolu bulmaya;
Sunmak için zikre bayram, fikre şifa,
Yüreğin yortusuna inat.
Yoksa kalır içinde kayıp bir iz,
Darağacımda döllenir, suçsuz!
Bir ışık ki ne ölü, ne diri;
Yok olur zamanın döngüsünde.
Ne aşk, ne de hüsran
Vurur; geçmişe, geleceğe.
Doldurur; göznuruna kaygı,
Sineye hicran!..
Kerağacımda sürsüz boran...















































