İNCİTMEMEK MERHAMET ETMEKTİR
İyi insanlar için dünya düşler sokağına dönüştü.
Dünyada yeri kalmamış gibi güzellikler sözcüklere yerleştirildi.
En süslü sözlerle hayattan kovuldu vefalar, değer vermeler, insanı anlamalar, kadir kıymet bilmeler, fedakarlıklar, güzel davranışlar.
Bütün erdemli sorumluluklar kelimelere yüklenildi.
Kelimelerde yoruldu, itibarsızlaştı, haysiyeti kalmadı. Ağızlarda çiğnenen sakızlara dönüştü.
İnsanlara acımak yerine anlamak daha evla, merhamet etmek yerine incitmemek daha faziletlidir.
Mutluluk insanın içinde saklı diyorlar...
Herkes mutluluktan dem vuruyor, mutluluğun yolunu cazibeli sözlerle dile getiriyorlar.
Peki nedir mutluluk?
Karanlık bir oda da ayna olduğu çok iyi biliniyor ancak ışıkların olmayışı aynanın varlığını anlamsızlaştırıyor.
Karanlıkta ayna ne işe yarar?
Herkes diyor ayna var baksana aynaya fakat kimse karanlığın var olduğunu söylemiyor...
Karanlıkta bakıyor aynaya fakat karanlıktan başka bir şey göremiyor.
Aynaya bakanlarda mı yoksa karanlığın ne olduğunu bilmeyenlerde mi var bir sorun?
Bir yerlerde bir yanlışlık var.
İnsanı anlamayanlar karanlığı görmeyen insanlardır ve anlaşılmayan insanlar da karanlıkta aynaya bakmaya zorlanan insanlardır.
Hem ışığı açmamak hem de aynaya bak diye zorlamak ne kadar doğru bir yaklaşım acaba?
Cebinde parası olmadığını bildiği halde hadi bana en güzel restaurantta yemek ısmarla demek insana zulüm değil midir?
Onunla alay etmek değil midir?
İnsanı anlamak demek ona değer vermek, onu incitmemek, onu saymak, dikkate almaktır.
İnsan dikkate almadığı birine değer vermez/veremez, anlamaz/anlayamaz...














































