GÜZEL OLANI YAŞADIM MI
Ben bir Kuzey Anadolu köyü savaşçısı...
Yenildim mi?
Henüz değil,
Son umudum hayallerimde.
Vaktiyle saklamıştım silahlarımı toprak altına:
Duygularımı, kalbimi, bakışlarımı, geçmişimi, geleceğimi…
Yılmaz yüreğim mücadeleden, sessiz pusuya yatar ve bilinmez;
Kaç kez yola düşer fetih için yeşil tarlaları, mavi denizi!..
Sanki binlerce yıl yaşamış, şehirde yaşlanmış,
Taşlı kaldırımlara esir olmuş bedenim.
Papatyalar, ısırgan otları can veriyor ve Saldırıyorum toprak kokusuna.
İçime çekiyorum.
Gerçekleri anlatmalıyım, acıların bazen renk verdiği berbat hayatı.
Şimdi bende gözyaşları ile sulanan bahçenin yeşillenme zamanı.
“Bilmelisin” diyorum kendime
Taşlı sokaklar yerine toprağa ayak basmayı.
Bende sonbahar, yine beni çağıran sevda Sinop.
Dayanılmaz bir toprak kokusu,
Burun deliklerime çimen yeşilinin rengi sızıyor,
Bahçenin kırmızılı efendisi gül, köşe başında.
Özlemek denen kelime Sinop.
Kendi ruhumu aradığım bir ılık rüzgâr,
Burun deliklerinden içeriye giren kilim tozu,
Yeter de artar bile bir masalımsı tahtadan ana baba kapısı.
Şimdi bir kapı koluna tutkulu tatlı düşler,
Hatıralara sığınıp tutan güzel kardeş elleri
Ve el değilen sadakatli tahta duvarlarda anı izleri
Düşünüyorum.
Tüm yaşanmayan gerçek öykülerden özür dilemek lazım.
Çok üzgünüm, kederli, bütün bunları koyup gitmeme.
Varlığında çoğalan düş, her tutsak yaşadığım şehirlerde.
İrkildim, bittim, azar azar yok oldum.
Bir hayalin karanlıkta ışıksız kalması gibi
Yaşlandım, bîtap düştüm.
Parıltılı ışıklar gözlerime bulaştığında sarsan kalp ağrılarımın nedeni olduğunda
Belli belirsiz parçalara bölünür.
Ecel korkusu sarar içimi, görememek hissiyle
Topraksız yaşamak tam da böyle bir şey işte!
Ne zaman uzatsam elimi tüm yemişler çürüyor.
Tüm çiçekler gönlümün dört bir yanını sararken,
Nasıl ayrılırım geçmişin hayalinden?
Duygulu insanım ben: gözü yaşlı, sessiz, özleyen.
Ey zehirli, şehirli günlerim; göç et kalbimden.
Bırak yakamı, kavuşalım biz birbirimize.
Taşlı kaldırımlarda kıyamet kopmadan
Günah çıkarsın ömrümün geri kalanı, gelincik kokuları arasında...
Editör: Hamiyet Su Kopartan














































