FUZÛLÎ’YEM
hayat; evvel ve ahir arasında devrandır
var git sen de sana armağan olan devranını yaşa
bir keten göynek giyemeden tükettiğin ömrün bakiyesi;
neticede gamdır...
her dem taze ama erişilmez hayallerin peşinde
bir kervanın ardı sıra yola revan olursun;
önünde
deve yükü Bağdadî yolluk;
Horasan yazgısı;
birkaç İsfahan seccadesi ile
İznik çinisi parlaklığında, ay şavklı gecede
Selçukî bir handa demlenirken yorgunluğum
fikrimin ince gülü ile uyuya kalmışlığım
hiç bitmesin isterim…
habire bazara düşmemiş okuyucusuz şiirler yazarım
ismim taşa kazınsın kadim uygarlıklara erişsin diyedir...
oysa ben çölün tüm dertlerini taşıyan kum tanesiyem
kimsenin farkında olmadığı asıl aşık-ı sadık menem;
Fuzûlî’yem,
gerçekte aşıklık istidadı olan benem
onun sadece Leyla ile özdeşleşmişliğinden adı var...
civan erkeklerin cihan sevdalarlarının yanında
benimkisi fakir divane kalır;
bigane düşer essahtan bile sayılmaz…
Bu yüzden şikayetim var….














































