EY KALBİM
Kim susturdu seni böyle?
Kim götürdü benden içeriye?
Hangi gece örttü üstünü karanlığın?
Mezar taşları bile küsmüş sanki dudağına,
Adın anılmıyor artık…
Kırılmış gibisin ey kalbim!
Her nabzında biri ağlıyor,
Her sessizlik bir vedayı saklıyor.
Dilinde dualar, gönlünde yangın...
Ama sen,
Hâlâ o yitik denizlerde yüzüyorsun.
Dokunmak istiyorum sana,
Bir anlığına bile olsa
Bir nefes kadar yakın...
Ellerim geçiyor içinden rüzgâr gibi
Ve ben,
Sadece yankını duyuyorum içimde.
Neden böylesin ey kalbim!?
Dipsiz kuyulara mı düştün,
Yoksa sevgiden mi yoruldun?
Her adımda biraz daha susuyorsun
Ve sen,
Bana her seslendiğinde biraz daha eksiliyorsun.
Nereye böyle, söyle de bileyim ey kalbim!
Akşam hüznü çökmüş gözlerine.
Ne çok gölge düşmüş üstüne
Ne çok yalnızlık büyütmüşsün içinde.
Bir an olsun gülmedi aşktan yüzün,
Bir an olsun durmadı şakaklarında sızın.
Bir bahtı kara nefes gibi
Arıyorum seni kırılmış aynalarda.
Şimdi kim toplar seni benden, yalan dünyada?
Kim onarır bu yarım, eksik yanlarımı?
Ben mi tamlayayım seni
Yoksa sen mi bulursun bir gün beni?
Ben mi unuttum seni
Yoksa sen mi terk etmiştin yalandan yere beni?
Dön bir bak içime ne haldeyim!
Hâlâ senin adınla çarpıyor yaralı kalbim.
Şiirden geriye kalan satırlar:
Kalbinle konuşmayı unutursan bir gün o da seni duymamaya başlar.
Her aşk, kalpte bir iz bırakır; bazıları dua, bazıları yara olur.
Bir kalp susunca bin söz yetmez onu konuşturmaya.
Kalbim diyorum çünkü adını söyleyince daha çok acıyor.
***

















































