ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 11-12-2025 20:13   Güncelleme : 11-12-2025 20:33

Eskiye Özlem / Hatice Tike

Yazan: Hatice Tike -ESKİYE ÖZLEM

Eskiye Özlem / Hatice Tike

ESKİYE ÖZLEM

Odada tek başına oturuyordu.

“Hey gidi günler hey! Neydik, ne olduk.” dedi.  

“Daha da kimbilir ne olacağız? Yalnızlık gibisi var mı be? Kafa dinlemek, kendini dinlemek gibisi yokmuş.”

Camı açtı. Gelen esinti, perdeyi uçuşturuyordu.
Pencereden gelen biraz soğuk, ama temiz havayı içine çekti.

Uzun uzun duvardaki resmine baktı.

İçini çekti.

Yarım ağız gülümsedi.

“Ahh Ali Rıza Bey, ah!” dedi.

 Gözleri nemlendi.

“Erken gittin be… Beni de yalnız bir başıma bıraktın.” dedi.

Elinin tersiyle ve  bluzun koluyla dolan gözlerini sildi.

“Ah, geçmiş günlerin hayali bile cihana bedelmiş!
Ali Rıza Bey, yazlıktaki o günleri hatırlıyor musun? Senin kadar beceriksiz adam, görmedim ben. Bir gün balık tutmaya gitmiştin, hani hatırladın mı?
‘Hanım bak, sana balık tuttum! Hemen pişir de çocuklarla yiyelim.’ demiştin.
Ben de bir sevinçle kovaya baktım ki içinde iki-üç tane minik balık. 
‘Yaa, hani nerde balıklar?’ dediğimde bir kahkaha atıp ‘İşte hepsi bu.’ demiştin.
‘Sen benle dalga mı geçiyorsun?’ deyince;
‘Yok hanım! Olmuyor, tutamıyorum işte.
Hemen gidip çarşıdan alayım da pişirip yiyelim.’ demiştin.
Ah, o balığın tadı hâlâ damağımda.
Birlikte ayıklayıp pişirmiştik seninle.

Bir de ‘Mutfağı boyayalım.’ demiştim sana.
Ama senin beceriksiz olduğunu unutmuşum.
Boyayı ben almıştım boyamak için. 
Ona çok kızmıştın. 
‘Daha ben ölmedim, ben boyarım.’demiştin.
Üç ay sonra öldün.
İçine mi doğmuştu, bilmiş gibi konuştun.”

Gözyaşları sel oldu.

Hıçkırarak elinin tersiyle yaşını silmeye yetişemiyordu.

O anda iç kapının gıcırdadığını duydu.

Dikkat kesildi.

Kulak kabarttı.

“Cam açık ya, cereyan yaptı galiba.” dedi.

İçerden sesler geliyordu; kahkahalar, konuşmalar, çocuk sesleri.

Bayağı bir kalabalık vardı. 

Odanın kapısının birden açılmasıyla irkildi.

Sıçradı, damağını çekti.

“Anne, hadi gelsene! Çayın soğuyor. İki saattir ne yapıyorsun, burada? Gelsene içeri, artık ayıp oluyor ama.”

Onun arkasından yalpalaya yalpalaya çığlık atarak gelen bebeğe baktı.

“Kimdi bunlar?” dedi.

Sonra, “Aa! Bunlar benim kızlar, çoluk çombalak.
Ali Rıza Bey! bunlardan da hiç rahatlık yok.
Bir gönderdik hepsi üçer beşer geri döndüler. 
Her gün akşamda çekilmiyor artık bunlar.
Bu ne be! Bırakmıyorlar ki biraz seninle yalnız baş başa kalalım, sohbet edelim, özlem giderelim; öyle değil mi?”

Yerinden isteksiz homurdanarak kalkınca camı da kapatmayı unutmadı. 

***

Editör: Nevin Bahtışen

EditörEditör