ANI
Giriş Tarihi : 23-03-2026 16:47   Güncelleme : 23-03-2026 19:24

El Feneri / Hümeyra Gün

Hümeyra Gün -El FENERİ

El Feneri / Hümeyra Gün

El FENERİ

Yıl 1974 -1975… 
Okuldan mezun olmuşum.
Sanki dünyayı parmağımda döndürecek kadar güçlü ve donanımlıyım.
En azından ben öyle düşünüyorum. 
Ne de olsa Çalıkuşu Feride'yi örnek almışım. Uzaklara gitmeliyim ben. Gündüzlü okumuşum. Bulunduğum il içine tayin isteme hakkım var. 
Yok, ben yakın köylerin öğretmeni olmak istemem. Ücra köylerim beni bekler.

Tayinler belli oldu: Antalya Akseki / Minareli Köyü.
Sevinçliyim.
Endişe var mı? Yok.
Ben her şeyi yenecek(!) güçteyim.
Köy gerçeğini biliyorum.
Zor olan hiçbir şey yok.

Bu ruh durumuyla gittim köye. Köyde yol yok, bakkal yok, elektrik yok. Okul üç yıl öğretmen görmemiş. Çoğu zaman kilitli kalmış. Erkek öğretmen çekememiş, istifa etmiş, gitmiş. Eski ahşap bir bina, merdivenleri tahtadan. İnip çıkarken gıcırdayıp sallanıyor. Köy gerçeğini bilen bendeniz şaşkın mı şaşkın. Yelkenler suya indi inecek. Yağmurlar gözlerime yağdı yağacak. Yok korkmayın, başım dik. Hamurumuz iyi yoğrulmuş...

Gece karanlık. Köylülerden gaz lambası istendi. Bazısı yufka ekmek, bazısı katık getirdi. Allah ne verdiyse yendi içildi. Herkes dağılınca tedirgin bir şekilde uykuya yatıldı. Biraz sonra odanın altından tıkırtılar gelmeye başladı. Uyu uyuyabilirsen.

Kalp çarpıntılarıyla sabahı bekledim. Gün ağarınca doğruca odanın altındaki dam gibi yere indim. Baktım ki dağ keçileri içeriye girmiş.

Derin bir nefes aldım. Kendime kızdım. Ertesi gün gene karanlık bir gece. Kapım çalındı. Tedirgin bir şekilde açtım. Baktım yaşlı bir beyefendi. Gayet kibar. (Öldüyse ışıklar içinde yatsın.)

Kendisini tanıttı. İstanbul 'da oturuyormuş. Tatil için köye gelmiş. Köyünün öğretmensiz olması ona üzüntü veriyormuş.
"Okulumuzu açtığın için teşekkür ederim. Bundan sonra size “Güneş” diyeceğim.” diyerek elindeki pilli el fenerini bana uzattı.
"Siz benim köyümü aydınlatınız, bu fener de sizin yolunuzu aydınlatsın.” dedi. 
İşte o günden beri o el feneri bende saklıdır.

Ne zaman dara düşsem o fenerin bana verdiği manevi gücü hatırlarım. Ondan destek alırım.
Aradan yıllar geçti. Ben yaşlandım. Ama umutlarım var. Anlayacağınız,  benim dünyamda
"O güzel insanlar, o güzel atlara binip gitmediler." Hâlâ bir yerlerde varlar.
Sorarsanız: “Tekrar öğretmen olmak ister misiniz?” diye…
Hem de canı gönülden "Evet!" derim...

***


Editör: Neşe Kazan


 

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi