EDEBİYATIN TAÇSIZ KRALI WİLLİAM SHAKESPEARE
Veda
Ah oğlum!
Sen, gözümdeki sonsuz ışıksın
Sen, içimde yıkılmış her şeyi ayağa kaldıran gücüm
Sen, her sabah güneşin doğma sebebisin.
Aydınlık yüzündeki yaşama sevincim
Canımın en güzel en anlamlı parçası
Her yeni günü karşılamam için direncim.
Beni bırakıp gidersen dinmez bu tarifsiz gönül ağrısı.
Sana and olsun ki minicik bedenin uyurken toprağın şefkatli kollarında, sonsuzluğa armağan edeceğim senin adını
Soylu adın yaşayacak dünya durdukça.
Aklıma kazıyacağım üzerinde güneşin söndüğü yüzünü
Gözlerinden gökyüzüne uçan yıldızlara son kez acıyla bakacağım
Gittin ve gidişin bir babanın tadacağı en büyük acıdır oğlum.
Akşam olmuş güneş afakın arkasına gizlenmişti; derinleşen düşünceleri onu çok eskilere götürmüştü.
Yine doğup büyüdüğü Stratford-upon-Avon kasabasındaydı. Uzaklara bakarak dalmıştı eski günlerin tılsımlı girdabına. Gözleri dolu doluydu yağmaya hazırlanan bir bulut gibi. Oğlunun öldüğü günü hatırladı. Babasının, annesinin bir bir onu bırakıp gidişlerini...
Onların yokluğundaki karanlık günleri.
Artık yazmıyor, yazamıyordu. Bir nevi inzivaya çekilmişti. Tiyatroda çıkan yangından sonra elini eteğini çekmişti sahnelerden. Ağzında altın kaşıkla doğan o çocuk hâlâ bahçede oynuyordu sanki. Varlığı, zenginliği iyi biliyordu. Bunun yanısıra yoklukla da tanışmıştı. Daha on sekizinde evlenip baba olmuştu. Önce Suzanna sonra ikizler Judith ve Hamlet'in babaları. Bu mutlu günlerin akabinde acıların en büyüğünü tanımış ve daha on bir yaşındaki oğlu Hamlet'i vebadan kaybetmiş acılı bir babaydı o. Öte yandan yazmanın büyüsüne kapılmış bir başka adam.
Yazıyor, yazıyor ve yazıyor...
38 piyes, 2 uzun öykü ve insanın aşka dair ne varsa bulacağı sihirli sözler durağı olan 154 sone.
Kendi diline 1700'den fazla yeni kelime kazandıran Avon'un Ozanı, kelimelerle oynayan bir sihirbaz.
Dünyada eşine az rastlanır bir tarzı vardı. Yazdığı her şey şairane idi ve hem tragedya hem komedya yazabilen nadir kalemlerdendi o.
Kalemi ne kadar kuvvetli ise ticari zekâsı da o kadar kıvraktı.
Hissedarı olduğu Kraliyet Tiyatrosu'nda oyunlar sergiledi. Ardından İkonik Globe Theatre'i inşa etti ve diğerleri, diğerleri.
Elizabeth döneminin eşsiz kalemi hâline geldi ki diğer yazarlar onunla rekabet edemedikleri için kılıçlarını kuşanmışlardı bile.
Çünkü yazdığı her eserin bir başyapıt olduğu kelime büyücüsüydü o.
Romeo ve Juilet ile sonsuz ve zamansız bir aşk hikâyesini, sevginin öldürücü gücünü...
Sonra bence en güzel eseri olan ve kaybettiği oğluna ithaf ettiğini düşündüğüm Hamlet ile düşünmenin önemini, ihanetin insanı nasıl değersizleştirdiği ve intikam hissinin insanı nasıl tükettiğini...
Macbeth ile insanın karanlık ve derin yanlarını ortaya koyan, bir insanın iktidar için ne kadar alçaldığını yozlaştığını...
Othello ile kıskançlığın nasıl zehirli bir tohum olduğunu çarpıcı sarsıcı ve anlaşılır bir dille tüm insanlığa sundu.
"Benden sonraya ne kalacak?" diye kahırlanan yazar, çağları aşıp gelen eşsiz ve zamansız eserleri kaleme alarak yararlanmaları için bugünün ve daha nice çağların okurlarına armağan etti.
O asırlar sonrasına seslenen eserleriyle yaşayan bir efsane, müzisyenlerin, ressamların ve dahi bütün yazarların şairlerin ilham kaynağı, adını edebiyat dünyasına altın harflerle yazdırmış eşine az rastlanır bir duayendi.
O edebiyatın taçsız kralı William Shakespeare.
***













































