DÜNYA İÇİNDE BİR GARİP
Gün aydı, yaprak döküldü,
Sonbahar son demini yaşarken,
Erdemini sözlere dökemeyen,
Bir dönüşüm gönlümün çatısında.
Yağmurları bekleyen toprak gibi,
Aç yüreğim mutluluk hezeyanlarına.
Heyecanımı mazur gör dünya.
Bizim de sitemlerimiz olsun biraz.
Almışsın koynuna bizi,
Döndürüp duruyorsun kendin gibi.
Renkleri bezemişsin göğe,
Yağmur sonrası gökkuşağında gülümsemen.
Ulaşılmaz olmayı seviyorsun gönlüm gibi.
Keşfedilmemiş tünellerin var,
İçinde kaybolup giden
Antik bir şehir gibi.
Duygular aleminden akıyoruz bazen,
Aktıkça çoğalan nehir gibi.
Ben demeye utanıyorum ey dünya,
Ben demeye utanıyorum.
Buğdaya doymayan değirmen gibisin.
Eleyip öğütüyorsun zaman kalburunda.
Eleklerinde,
Yok olmamaya direnmiş her can!
Nafile bir çabadan öte gitmeyen.
Anlatmak istiyorum anlatamıyorum.
Sadece küçük bir çocuğum kollarında.
Yürüdüm, yürüdüm!
Yitip gideceğim gizemli yollarında.
Bir kaç kelime yazıyorum.
Gülümsüyor insanlar tuhaf hallerime.
Diyorlar ki,
Çok mu değerli görüyorsun kendini?
Anlatmak istediğim yaşamdan bir fasıl!
Sadece bir faniyim,
Velhasıl biliyorum.
Sadece fani!
Tutunacak bir dal mı arıyorum,
Dalların bile kuruduğu hazanda.
Belki de bir çağrışım bizimki!
Bir kuş misali,
O da konmuş kuruyan dala!
Kendi dilince çağrışıyor garip.
Ne kadar gizem var içinde dünya.
O kuş ki,
Ne kadar da derdiyle muzdarip!













































