ANI
Giriş Tarihi : 21-08-2025 11:08   Güncelleme : 21-08-2025 11:18

Büyük Lokma Ye Büyük Konuşma / Hatice Tike

Yazan: Hatice Tike -BÜYÜK LOKMA YE BÜYÜK KONUŞMA

Büyük Lokma Ye Büyük Konuşma / Hatice Tike

BÜYÜK LOKMA YE BÜYÜK KONUŞMA

Bugün anlatacağım anım biraz özel olacak. Bunun için affınıza sığınıyorum. Hem biraz absürt, hem de komedi tadında bir olay. 

Benim çok sevdiğim bir söz vardır: “Büyük lokma ye, büyük konuşma.”

Ama ben bu sözümü geri alıyorum, çünkü en büyük lokmayı ben yedim! 

Daha önce Erzincan’a görev icabı taşındığımızda, komşularımdan bahsetmiştim. Üst kat komşum üç çocuktan sonra ikiz sahibi olmuştu. Karşı dairedeki komşumun da beş çocuğu vardı. Derken, apartman resmen kreş ya da anaokulu gibiydi.

Ben de bir gün dayanamayıp fazla çocuk meselesinde fikrimi söylemiştim. Komşum da bana yükselmişti. Ben ise susmak zorunda kalmıştım. 

Ama işte… Hayatta kimseyi kınamayacaksın! Çünkü gün gelir, aynısını sen de yaşarsın.

Yeni taşınmışız; Erzincan şehrini tanımıyorum. Bir gün öğrendim ki ben de aynı durumda kalmışım. İlk üç ay büyük bir sır gibi sakladım. Kendimden bile! Sanki kamu suçlusu gibiyim. Çünkü bir zamanlar komşularımı kınıyordum.

O çok gülen, konuşan, şakacı kız gitmişti. Yerine derin derin düşünen, içine kapanık biri gelmişti. O sırrın altında öyle ezildim ki hastalandım, yatak döşek kaldım.

Bir gün komşum, “Hatice Hanım, iyi bir psikolog tanıyorum, seni götüreyim.” dedi.

O anda dayanamayıp ona sarıldım ve hıçkıra hıçkıra ağladım. Sonra da döküldüm: “Ben ne yapacağım komşum?”

O da kahkahalarla, “Üzüldüğün şeye bak, ilahi canım!” deyiverdi.

En zoru eşime söylemekti. Çünkü çocuk istemiyorduk aslında. Çocuklar uyuduktan sonra cesaretimi toplayıp, çekine çekine söyledim. Önce dondu kaldı, iri, ela gözleri sonuna kadar açıldı.

“Eyvah, adamı kaybediyorum!” dedim içimden.

Yanaklarını vurunca gözlerini kırpıştırdı: “Sen bana bir şey mi dedin?”

Ben suçlu gibi başımı salladım. O anda birden ayağa fırladı: “Allaaahhh!” diyerek Tarzan gibi bağırıp çocukları uyandırmaya koştu.

Sonra ev telefonuna sarıldı. Gecenin bir yarısı memlekette kim varsa herkesi aradı. Annemden amcama, hatta bir kere toplantıda gördüğü kooperatif başkanına bile haber verdi.

Benim üç ay sakladığım sırrı, o üç dakikada bütün Türkiye öğrenmiş oldu. 

Sonrası mı? Eve çamaşır ve bulaşık makineleri alındı, buzdolabı yenilendi. Akşamları erken gelmeler, yemeklere yardım etmeler, çocuklarla ilgilenmeler… Mutfağa atom bombası düşmüş gibi olsa da ben yine de mutluydum. Çünkü ilk defa böyle bir ilgi görüyordum.

Kısacası evde prenses Süreyya gibiydim. Tek pişmanlığım, baştan söylemeyip bu günleri kısa yaşamamdı.

Bir sabah annem bizdeyken rahatsızlandım. Eşim ise sabahın köründe balkondan aşağıya inip arabayı yıkamaya koyuldu. Atletle arabayı parlatıyor, bembeyaz bez siyaha dönmüş. Arabamız makam aracı gibi olmuş.

Meğer o bez ve suyu araba için istemiş! Ben ise “Yolda bana lazım olur.” diye düşünmüştüm. 

Sonra annemle birlikte arabaya bindik. Normalde ağır ağabey olan eşim, ıslık çalıp türkü söylüyordu. Annem şaşkınlıktan donup kalmıştı: “Ben böyle şey görmedim!” dedi.

Ve ben düşündüm. Acaba bu psikolojide “Kaçış Sendromu” gibi bir şey mi var? İstemedikçe daha çok isteme hali mi?

Kim bilir…

Ama şunu öğrendim:

Hayatta asla büyük konuşmayacaksın!

Hoşça kalın efendim,
Sağlıkla, neşeyle kalın. 

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Gülçin Granit

EditörEditör