BÖYLELERİ DE VAR
Yıldız köyün güzel kızlarından biriydi. Buğday tenli, kıvır kıvır saçlı, gamzeli yanaklı, ortadan uzun boylu; 17'sinde, oldukça alımlı bir kızdı. Kimsenin hatırını kırmaz, yardımsever, lafını, sözünü bilirdi. Annesi, babası da aklı başında iyi insanlardı. O yüzden görücüsü de çoktu. Köyün delikanlılarından İlhan'ın babası da oğlu için Yıldız'a görücü gitti.
Köy yeri küçük yer, herkes birbirini tanıyor. Kadınlar ayrıca görmeye bile gitmediler. Direk istendi, aslında iyi bir kısmetti. Damat adayı yakışıklı, akıllı uslu biriydi. Eh halleri vakitleri de yerindeydi. Kız evi biraz mühlet istedi.
Oğlan anası biraz varlığına, biraz da oğluna güvenip işi olmuş biliyordu. Birkaç gün sonra Yıldız pınara su almaya indi.
Kaynanası olacak Fatma da pınardaydı. Yıldız'ı görünce şöyle bir süzdü, sahiplenmiş gibi bir tavrı vardı. Kıyafetine baktı, aslında Yıldız'ın kıyafetinde bir şey yoktu; altında şalvarı üstünde elbisesi vardı. Elbisenin eteği çok uzun değildi ama şalvar olduğu için pek önemi yoktu... Olur mu? Fatma kaynanalık edecek.
-“Aman Yıldız eteğin de suya batıyor,” dedi.
Yıldız:
-“Hava sıcak Fatma teyze! batarsa serinlerim” dedi.
Bir başka gün de Yıldızın olduğu bir yerde oğlunu, kendilerini öve öve bitiremedi. Yani Yıldız'a yukarıdan bakıyor, onu istemekle, ona iyilik ettiğini, böyle kısmetin bulunmaz nimet oldugunu ima ediyordu.
Köy küçük yer, arkadaşları anasının ettiklerini İlhan'a söylediler.
- “Anam, iyisini bilir” dedi.
Böyle şeyler önemli degil, her şey iyi olur gibi olumlu konuşsaydı; Yıldız, Fatma' yı gözardı ederdi. Bütün olanlar anında duyuluyordu. Tabi, Yıldız da duydu.
Akşam babası gelince Yıldız olanları anlattı, babası: “Bak kızım! bu bir kazan aş değil, hesabına gelmeyince devrilipdökersin. Bunlarla ömür geçireceksin. İşine geliyorsa ne âlâ, yoksa ben zorla seni kimseye vermem” dedi.
Yıldız, “daha söz bile almadan eteğimin boyuna karışıyor. Kendilerini bulunmaz sanıyor. Ben bunlarla nasıl geçim ederim,” dedi. Oğlan da anasının ağzına bakıyor diyemedi.
Olanları babası da duymuştu. Herkesin oğlu kıymetli de onun kızı değersiz miydi?
Fatma kadın, birkaç gün sonra gerine gerine kendinden emin söz almaya gitti. Yıldız'ın anası, “Vallahi şimdilik kız, gelin etmeye hiç niyetimiz yok” dedi.
Fatma hanım gördü ki kimse çantada keklik değil. Kendileri de bulunmaz Hint kumaşı değil. Aslında böyle şeyler kısmet işi idi ama Fatma hanıma iyi bir ders oldu.
Daha sonra, Yıldız ailesiyle şehre göçtü. Orada evlendi. Çok da mutlu olduğunu duyduk.
***
"Anlattığım olay 1970 yılında yaşanmış, gerçek hikayedir. O zaman bile evladının kıymetini bilen, kız ya da erkek çocuk ayırmayan babalar vardı."
Editör: Nevin Bahtışen














































