BİR TRUVA HİKÂYESİ
Yine bir gülnihal sardı ruhumu,
Bir Truva hikayesi.
Aşina olduğum yüzlerin güzelliği,
İçten bir tebessümün zarifliği,
Bir şiir demeti, Truva sahnesinde.
Mutluluğun, bir ressamın tualinden çıkmış gibi
Görünen resmi,
Sevginin en güzel hâli burada.
Yaşanıyor rüya gibi
Truva sahnesinde.
Kimler geldi, kimler geçti:
Hilmi Yavuz üstadım,
Truva'mın en muazzam duayeni.
Yanında olmak, aynı havayı solumak...
Henüz hiç yazılmamış bir şiir gibi
Heyecan verici.
"Kendinize iyi bakın hocam" dedim.
"Bakıyorum kızım, doksan üçümdeyim" dedi.
"Şiir gibi bir ömür diliyorum" dedim.
Bir koca çınar kalbimi gülümsetti.
Sami Çelik üstadımın sesinden,
Yazdığım Truva şiirim okunduğunda;
Koltuğumda otururken kalbimde kelebekler
Uçuştu.
Benim için ödüllerin en güzeliydi.
Bir gün o sahnede ben de olacağım.
Biliyorum belkide henüz vakti gelmedi.
Yine bir Gülnihal sardı ruhumu.
Hiçbir şeye değişmem Truvamın huzrunu.
Kalbimle seviyorum her birinizi,
Güzel ailemin şiir demetleri.
Hatıralarda kalacak ne muazzam bir geceydi;
İçimiz bir o kadar umut yüklü,
Hayallerimiz ummanlar kadar büyük,
Truvamız şahlanışta...
Kalemler yazıyor aşkı sevdayı,
Şairlerin yüreğinden dökülüyor
Umuda, şiirler.
Ah ne güzel mirim:
Truva gemisinde yolculuk eden mutlu yüzler.
***















































