KİTAP ANALİZİ
Giriş Tarihi : 23-09-2025 20:51   Güncelleme : 23-09-2025 21:04

Bir Kitap: Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu / Gevher Demirkaya Aktaş

Hazırlayan: Gevher Demirkaya Aktaş -BİR KİTAP: YABAN / YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

Bir Kitap: Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu / Gevher Demirkaya Aktaş

YABAN / YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

Tema: Halk – Aydın kopukluğu ve çatışması. Kurtuluş Savaşı sırasında köyün ve köylünün durumu.

Yaban, zaman olarak 1.Dünya Savaşı’nın bitiminden Sakarya Zaferi’nin kazanılışına kadar olan sürede geçer. Savaşta sağ kolunu kaybeden Ahmet Celal, İstanbul’lu bir paşanın oğlu, savaş gazisi bir subaydır. İşgal altındaki İstanbul’un tiksindirici havasından kurtulmak amacıyla emir eri Mehmet Ali’nin Porsuk Çayı dolaylarındaki köyüne gelir. Kendini doğanın kucağına bırakarak kafasındaki ve benliğindeki acılardan kurtulup toparlanmayı ummuştur. Fakat Ahmet Celal, köylüler tarafından kabul görmez. Kendi memleketinin içlerine ilerledikçe kendi kökünden ne kadar uzak olduğunu görür, hisseder.

Köylülere göre bir yabandır Ahmet Celal. Konuşması, davranışları, giyimi, düşünceleri ve olaylara karşı duyarlılığı ile köylünün dünyasının dışındadır. Ahmet Celal’e göre ise; duygusunu, düşüncesini anlamadığı, hayat şartlarının, yaşam tarzlarının uyuşmadığı köylüler yabandır. Köydeki Mehmet Ali, emir eri Mehmet Ali değildir. Köyüne gelince tavırları, davranışları tamamen değişmiş, köylüyle ve köylüleriyle kaynaşmış, karışmıştır. Sanki  o köyden hiç ayrılmamış gibidir. Ahmet Celal hayal kırıklığına uğrar.

Anadolu’da düşmana karşı savaşın derin sancısı durumu, köyün korkunç bir şekilde işgal edilmesi, yakılıp yıkılması, insanların acısı etkileyicidir. Ayrıca yazar, köyün ve köylünün geri kalmışlığında, dilinin gelişmemiş olmasında kendini (Türk aydınını) suçlar. Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in ilanı, Ankara’nın başkent oluşu anlatılmış, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte memleketin sorunlarına çözüm geleceği inancı etkileyici bir şekilde gözler önüne serilmiş.

Bana göre başarılıdır. Tanzimat’tan Kurtuluş Savaşı’na ve Cumhuriyet’e uzanan zaman diliminde toplumsal yozlaşma, halk-aydın çelişkisi çok güzel işlenmiş. Çok etkileyici buluyorum.

Romanlarda, öykülerde, filmlerde işlenen Türk köyü, Türk köylüsü teması, “yeşillikler içinde, pembe pencereli, beyaz çitle çevrili evler, gürül gürül akan dereler, çeşme başında pembe yanaklı, rengarenk giysili, neşeli köy kızları yok. Yağız köy delikanlıları, melek yüzlü nineler, dedeler yok.” Tam tersine; çorak toprak, çıplak tepeler, bulanık dere ve toprak damlı, kerpiç izbe evler var. Cılız, sakat insanlar var. Aradaki zıtlıklar çok çarpıcı. “Anadolu’nun köyü de tek tip değildir.” imajı etkileyici şekilde vurgulanmış.

Bana göre en etkileyici paragraf, romanın giriş bölümünde yer almıştır: “Bir gün… Bir gün sonra ispat edebilecek miyim ki ben bir “Yaban” değilim. Benim damarlarımdaki kan, onların damarlarında işleyen kandır. Aynı dili söylemekteyiz, aynı tarihi ve coğrafi yollardan hep birlikte gelmişizdir. İspat edebilecek miyim ki aynı Allah’ın kuluyum. Aynı siyayi mukadderat, aynı içtimai bağlar bizi kardeşlik, evlatlık, analık, babalık fevkinde bir yakınlıkla birbirimize bağlamıştır.”

Üzerinde çok düşündüğüm kısa bir paragraf daha var. Yazarın “Yazarken ellerim titredi.” dediği cümle... “Bir İstanbul çocuğu ile bir Anadolu köylüsü arasındaki fark, bir Londralı İngiliz ile bir Pencaplı Hintli arasındaki farktan daha büyüktür.”

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban romanı ilk orijinal Türk romanıdır. Anadolu’nun düşman işgali günlerinde köy ve köylünün tutumu üzerine kurgulanmış. Romandaki karakterleri anlıyorum. Dönemin karakterleri çok güzel canlandırılmış. İnsan, okurken anlatılan kişileri zorlanmadan belleğinde canlandırabiliyor. Ancak biraz da zalimce buldum. Romandaki karakterlerin hepsi ya fiziksel ya da zihinsel olarak sorunlu.

Eğitimsiz ve cahil olmaları, o dönem için anlaşılabilir bir durum ama duygusal ve zihinsel zeka da hiç gelişmemiş gibi görünüyor. Gönül isterdi ki köy halkından birkaç karakter de olaylar karşısında bizim ‘normal’ diye tanımlayabileceğimiz davranışlarda bulunsaydı. Bu beni biraz rahatsız etti.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi