BİR KİTAP: KİRALIK KONAK / YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
Seniha, şikârını (avını) bekleyen bir tazı gibi Naim Efendi'nin üzerine atıldı ve kamçısıyla kalın ciltli kitabın üstüne birkaç kuvvetli darbe indirerek:
"Büyükbaba,siz hayat kadar bunaltıcısınız!.." dedi.
Sonra bir mahalle çocuğu tavrıyla ıslık çalarak uzaklaştı, gitti.
Naim Efendi bir müddet şaşkın şaşkın torununun arkasından baktı,içinden: "Lahavle, lahavle" diyordu
"Bu kızda acayip bir hâl var!"
Zaten Naim Efendi, evin içinde ne olursa daima bu "acayip" kelimesiyle adlandırırdı.Teessürleri asla bir öfke derecesine varmazdı. Kızmak veya gücenebilmek için mutlaka biraz anlamak lâzımdır. Naim Efendi ise ne damadının ne torunlarının yaşayış tarzlarındaki mânayı anlayamıyordu.
Ta on dört yaşından beri kalbinde bilmediği yerlerin, görmediği şeylerin, tanımadığı kimselerin hasreti vardı.Fransızca,"Nereye kaçmalı?" sözü dilinde daimi nakarattı.
Bu memlekette ve bu konakta ona her şey dar, az ve adi görünüyordu.
Eşya, arzusuna göre değildi. Büyükbabası, annesi hattâ bazen babası ona lisanlarını anlamadığı, hareketlerinden ürktüğü başka cinsten mahlûkat gibi geliyordu.
"Bir garip heyecan içinde sarhoş gibi yürüyorum ve korkmuyorum.Çünkü koyu, uzun ve sayısız bir kafilenin içindeyim, yolumuzun sonunda belki bir uçurum da olsa yürüyeceğim; zira benim için hiçbir şey geriye dönmekten daha fena değildir!"
Hakkı Celis, şimdi böyle düşünüyordu ve onun için şimdi geride kalan âlem; Senihalardan, Faik Beylerden, Naim Efendilerden, Sekine Hanımlardan müteşekkil olan karışık, mayasız ve çürümüş âlemdi.
"Unutunuz! En iyi intikam bu değil mi?" Faik Bey acı acı güldü: "Unutmak, unutmak... Onu unutmak için neler yapmadım!
Hiçbir şey kâr etmedi, hınzır kız beynimin içinde burgulu bir çivi gibi saplanmış kaldı.Ondan çok daha güzelleriyle düşüp kalktım,ondan bin kat daha seçkinlerini tanıdım; fakat hiçbiri, hiçbiri onu bana unutturamadı,
hiçbiri bir dakika için onu hatırımdan silemedi. Bazen kendi adımı unutacak kadar sarhoş oluyordum lâkin onun adı her vakitten daha canlı, daha manâlı, dilimden hiç düşmüyordu."














































