GÜNLÜK / OĞUZ ATAY
Elimde uzun süredir bekleyen "Tutunamayanlar" varken, nasıl oldu da Oğuz Atay’ın "Günlük" kitabına yöneldim, hâlâ bunu kendime açıklayamıyorum. Belki 724 sayfalık bir dağa tırmanmak yerine 287 sayfalık bir patikayı seçtim. Kolaya kaçtığımı söyleyenler çıkabilir; belki de haklıdırlar.
‘’Tutunamayanlar’’ kitabını birkaç defa elime aldım. İlk başlarda beni çok sıktı hatta, "Yarıda bıraktım." diyenlere de rastlamıştım sosyal medyada. Bu cümleleri yazarken bir araştırma sonucunda biz Türkler için "Tavsiye Toplumu" denildiği geldi aklıma. "Acaba bu yüzden mi?" diye de düşünmedim değil.
Günlük veya günlükler yaşamımızda en yoğun olarak Köy Enstitüleri zamanında yaşama geçirilmiş bir yazım türüdür.
Oğuz Atay’ın "Günlük" adlı kitabı 25 Haziran 1970’den 3 Ekim 1977’ye kadar yazdıklarını içeriyor. Bazen özel durumlarından bazen okuduğu kitaplar hakkındaki görüşlerinden bazen de yazmayı ve yapmayı düşündüğü işlerinden bahsediyor. Bu arada içinde yaşadığı toplumu ve aydını analiz ettiği bölümler de yok değil. En çarpıcı olanlardan birkaç tanesinden söz edecek olursak:
‘’İlerici sözler edip, küçük çevrelerinde tutucu davranışlarda bulunuyorlar.’’
‘’Korkunun sonu yabancılaşmadır."
‘’Akıl tutucu, sevgi ilericidir."
‘’Aydınımız halkın gerisinde kalmıştır."
‘’Şehirli aydın gibi, köylü aydın da çıktığı yere yabancıdır."
‘’Kimse dinlemiyorsa beni ya da istediğim gibi dinlemiyorsa günlük tutmaktan başka çare kalmıyor." gibi sözler ettiğini de "Günlük" kitabından öğreniyoruz.
Genç yaşta yitirdiğimiz, bugün yaşları yetmişlerin üzerinde olan birçok inşaat mühendisimizin de hocası olan Oğuz Atay’ı saygıyla anıyorum…
***












































