ANI
Giriş Tarihi : 25-07-2025 12:06   Güncelleme : 25-07-2025 18:17

Berber Mehmet / Ahmet Keskin

Yazan: Ahmet Keskin -BERBER MEHMET

Berber Mehmet / Ahmet Keskin

BERBER MEHMET

Sokağın  başında  ahşap tek katlı, mavi çerçeveleri camlarla kaplı, ağaçtan bir kapısı vardı. Düz ayak, bir adımla içeri girilir, güler yüzü “Hoş geldin" ile karşılayan tatlı bir dili vardı. İnce yüzü, geriye doğru taranmış, yaşına göre genç siyah saçları vardı. Aşağı yukarı oynayan çenesi ile en tatlı sözleri bulur, insanı sarar sarmalardı.

Karşı duvarı kaplayan bir aynası, her iki tarafında küçük kapaklı dolabı, tahtadan tezgahını ortalayan eviyesi, sarı bakırdan yapılma bir çeşmesi, yere yapışırcasına kapakları olan, öteberi havlularını koyduğu köşeye sıkışıp kalmış iki dolabı, bir berber koltuğu, müşterilerin beklemeleri için konmuş ağaçtan üç, bilemediniz dört sandalyesi vardı. Beyaz yağlı boya ile boyanmış bu sandalyelerin yer yer beyazı atmış olsa da diğer ahşap kısımlar maviye kesmişti. 

Birkaç kez "Niçin mavi renk?" diye sorduğumda “Gökyüzü mavi be yaa" diye uzatarak yanıtlamıştı.

Ardından “Müşteri olmadığında sandalye de oturur, aygır deposundan yana gökyüzünü izlerim. Gözüme hep mavi dolar" demişti. 

Ceketvari önlüğünün düğmeleri hep ilikli olur, buna sebeb olarak “Müşterilerime ve kendime olan saygımdan"ı belirtmişti. 

İstiklal  Caddesi’nin Pelitlibağ’a inen bu köşesinde uzun yıllar hep var oldu. Muhtar Baki Amca’nın kiracısı olan Mehmet Amca’mız cocukluk yıllarımızın uzun yıllar berberi  oldu.

Gülen gözleri, hâl hatır soran sözleri tatlı tatlı bizi buldu. Üç numara saç tıraşlarımızın mimarı oydu. İlk gençlikte  "Sakal tıraş vaktin geldi artık" ile tıraş fırçasını sabunuyla köpürtüp geriye yaslanmış kafamın parmak uçları ile tutup köpüğü yayarken titizliği her ne kadar elden bırakmadıysa da iş ustura ile sakalları almaya geldiğinde beni saran gülme krizi dakikalarca sürmüş “Dur be yaa gülme. Şimdi kesecem bir yerini" ile defalarca ikaz etmişti.

Sakin hareketleri, mevsimine göre ikram ettiği meyveleri ve her şeyden ötesi, bir büyük insanı dinlercesi can kulağı ile dinlemesi derin izler bıraktı. 

"Bak"derdi; "Önemli olmak iyi olmak, iyi kalmak. İnsan iyilikten zarar görmez. Kötülükten uzak kal. İyi bir adamın oğlusun. Baban adam gibi adam. Seveni sayanı çok. İyi ol ki sen de sayılasın." 

Traşı kadar tavsiyeleri de kulağımda  küpedir. Bilirim ki; "İyi ol" ile iyiliğini sunmuştu...

Ellerim sakallarımda traş hissi olma ile dolaşırken Mehmet Zeren Usta’m geldi beni buldu. Dünün bir köşesinden çıkarıp aldığım bu kıymetli büyüğümü rahmetle anıyorum. 

Kabri nur dolsun, yeri cennet bahçesi olsun...

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

 

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi