AYŞEN DAŞKIN’IN “AH İSTANBUL” BAŞLIKLI ŞİİRİ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
İstanbul kendi içinde, tek başına ve kendi kendine yeten karmaşası, emsalsiz görselliği ile bir muazzam bir evren.
‘’AH İSTANBUL’’ şiiri de bu muazzam evrenin örneklemi. Hatta bir katresi.
Yazın dünyası için de külliyat…
Biz de ona, bizdeki izdüşümleri için öznel bir mana yüklüyoruz. Bunu da bir miktar sitem, bir miktar hatırat, bir miktar bize yaşattıkları ile sızı gibi duygu yoğunlaşmalarından alıyoruz. “Ah” seslenişi, serzenişi, “Beni de bırakma koynuna al.” sitayişi, bir ünlemi (!) hak ediyor. Başlıkta değilse bile dize kümelerinin başındaki yinelemelerde…
Bizi ilkin İstanbul’a çağır, sonrasına hazırla, diye düşünüyorum. İmgeler iyi toplanmış. Fısıldayan rüzgâr, vapur düdüğü, her köşesindeki hatıra sızısı gibi… Yalnız, “Vapur düdüğü çalar uzakta sessizce” yerine düdük(ses) sessizlik çelişkisini aşmak için “Uzak sessizliğin arasından apansız çalan vapur düdüğüne” ye evrilse daha mı iyi olur, diye yüksek sesle düşünmekteyim.
Kentin karmaşasında etkileşen birey duygusu “umutlar, rüyalar, sevmek, kaybetmek, aramak” fiillerinde ardışıklıkla başarılı verilmiş. Bir de şiirin geneline teşmil; anlamı bir dizede veya dize kümesinde hapsedebilmek için doğru yerlerden kesebilmek şiiri hem daha manidar yapar hem de şiiri sizden sonra okuyacak olan üçüncü kişinin anlamı kaybetmeden sesi tasarruflu kullanmasına vesile olursunuz. Demem odur ki:
“AH İstanbul!
sevdiklerim ve anılarım sana emanet
onları kalbinin en derinliklerinde sakla
her yağmurda yıka
her rüzgâr estiğinde bana taşı
…
bu şehir mi unuttu bizi
yoksa biz mi kaçtık gölgelerimizden
her köşede bir hatıra
her sokakta bir sızı
İstanbul…
Sen benim en derin yaramın adı…”
biçiminde. Bu egzersizi şiirin tümüne de yayabiliriz.
Ayşen Hanım hoşgörsün bütün bu eleştirilerimi; tanımlanmış, herkesin kabulünden geçmiş, mutabakata varılmış doğrular olarak görmesin. Bu benim denize bakan, rüzgârdan sürekli çarpan tahta kepenkli, küçük camları olan mavi penceremden gördüklerim. Bence başarılı bir lebiderya malzeme bulunmuş, başarılı öznellikleri olan gözleme tabi tutulmuş ama yeterince doğru istiflenmemiş eşyaları olan ya da dağınıklığı giderilmemiş ev görüntüsünden uzaklaşılırsa güzel bir şiire varılabilir.
Yazma eyleminde yetkinlik, asla vazgeçmemeden geçer. Tutkudan, ısrardan beslenir.
Yolun açık olsun…
***














































