ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 05-01-2024 22:45   Güncelleme : 05-01-2024 22:56

Ahın Ulaşamayacağı Adres Yoktur / Mine Borazan

Yazan: Mine Borazan -AHIN  ULAŞAMAYACAĞI  ADRES YOKTUR

Ahın Ulaşamayacağı Adres Yoktur / Mine Borazan

AHIN  ULAŞAMAYACAĞI  ADRES YOKTUR

Evliliklerinin 15’inci yılıydı. Neva, daha 40‘lı yaşlarında, uzun boylu, ince, yeşil gözlü çok güzel bir kadındı. İki tane çocukları vardı. Severek evlenmişti eşiyle...

Ya da öyle zannediyordu. Sonradan öğrendi, yıllarca aldatıldığını... Eşine sadık bir erkek, neden aldatırdı ki eşini? Eşinin yaptığı yemekleri ye, onun ütülediği kıyafetlerle git, aldat...

Nasıl bir ruhsal bozukluk ki, hiç bir şey olmamış gibi eve gel, aynı yatakta yat...

Şimdi, bu yaşadığı travmayı, nasıl atlatacaktı Neva?..
Nasıl ve kime anlatabilirdi bunu? Nasıl da dolmuştu yüreği, aldatılmanın ağırlığıyla... Kendini nasıl da değersiz hissettirmişti, yıllarca aynı yastığa baş koyduğu adam...

Artık yuva bildiği çatıda, iki yabancı gibiydiler...

Eşlerini aldatan erkekler, telefonlarına kilit koyarlar ama bir gün lavabodayken açık bırakınca telefonunu, görmesi gereken her şeyi görmüştü Neva...

Sonrasında, hep bir eleştiri, karısını küçük düşürme ve küfürlü sözler...

Hele işitilen küfürler, şiddetin en kötü haliydi.
Sanki, çok iyi bir şey yapmışlar gibi, hep kendilerini haklı çıkarma halleri. Evi, eşini ve çocuklarını mağdur etme hali, çapkınlık turları yaparken.

Artık, son bir güçle kocasıyla konuştu Neva.

- Levent, sen beni neden aldatıyorsun? Sakın, inkar etme!.. Benden bir şikayetin mi var? Beni güzel bulmuyor musun? İyi bir eş değil miyim? Ne iffetsizliğimi gördün? Ben, bunu hakedecek ne yaptım sana?

Sıraladı peş peşe sorularını.

- Erkekler yapar, sen çok iyi bir eşsin...

Biraz sesini yükselttiğinde de, kabalığa ve küfüre başvururlar... Hem aldatırlar hem de eşlerine hakaret ederler.

Neva, o kadar öfkeliydi ki... Ne söylerse söylesin, bu adam, onu ne anlayacak ne dinleyecekti...

Aldı eline kalem kağıdı ve her zaman eşinin yolunu gözlediği pencere kenarına oturdu. Başladı yazmaya, dışarıda yağmur şiddetini artırmıştı.

“Ben, seni yıllarca bu cam kenarında beklerken, sen ihanetlerinle ödüllendirdin beni. Demek ki, hiç sevmemişsin beni. Eşine saygı duyan, seven erkek asla aldatmaz, kırmaz , incitmez, el üstünde tutar. Kıyamaz sevdiğine. Sen beni sevseydin asla ihanet etmezdin...

Bir yerde okumuştum; ‘Zayıf karakterli, aciz adamlar aldatırmış eşlerini.’ Aldatmak da, bir çeşit hastalıkmış...

Bunca sene, sana “eşsiz” bir eş oldum. Çocuklarımıza çok iyi bir anne oldum, hastalıkta ve sağlıkta hep yanındaydım. Ben, sözümü tuttum . Tutmayan sensin.

Bana sarfettiğin hakaretleri ve küfürleri listeliyorum ve iki misliyle sana iade ediyorum...

O. Çocuğu; şizofren, egoist, beceriksiz, narsist, saf, defol git! Ne işe yararsın? Seni, öylece ortada bırakırım. Senden daha iyisini bulurum... Haydi, ancak gidersin!”

“Gün gelecek bana sarfettiğin sözleri sana misliyle ödeteceğim” diye kendine söz verdi Neva.

Adam ettiği küfürlerde bile, kendini resmetmişti.

Ertesi gün, Levent bu mektubu okumuş, yine haklı psikolojisiyle saldırmıştı Neva'ya…

- Senden boşanıyorum. Git, ne halt edersen et. İstediğinle aldat. Senden, ne köy olur ne de kasaba...Allah, seni bildiği gibi yapsın! Çocuklarımı da, asla senin gibi bir adamın yanında büyütmem.

Birkaç gün sonra, anlaşmalı olarak boşanmışlardı. Neva, bir an önce yakasını kurtarmak için hiç bir şey istememişti.

Eşlerini aldatıp; “ah” alan erkeklerin, asla iki yakası bir araya gelmez.

Çünkü, ahın ulaşamayacağı adres yoktur. Çünkü, o ahın ardında, mazlum bir kadının gözyaşları vardır. Ve o gözyaşlarını Allah görür...

Editör: Nevin Bahtışen 

                         

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi