AH ÇOCUKLUĞUM
Çok mu zaman geçti...
Gülistana uğramış gönül,
serabı çöl olan hayalin gölgelerinde.
Bir ben var benden öte,
umuda açmış kollarını.
Oysa, rüzgâra öykünecek dalım yok ki,
esen rüzgâra varayım.
Ben bir bahtı kara,
umuda çıkan yolları kime sorayım.
Yağmur sonrası bir mutluluğa öykünüyor nebatat
Ağzımın tadı yok, yudumladığım hüzün,
nasıl tadına varayım.
Kuş bakışı bakıyorum dünyaya,
karınca kolonilerinde hareket
Düş yangınlarında ritmik yakarış,
Suskun hale dönüşüyor algılar
Kaygılar sitem bağında,
Ağını örüyor kader
Değişmeyen hiçbir şey yok ki
Doyumsuz iç seviler, tadı dudağımda gizem
Ah! Çocukluğum bir film şeridi gözümde
Güneşe sevdalı hasretim
Yalınayak tozlu köy yolları
Mayis kokusuna karışan özgürlük
Hepsi bir yol hikayesi şimdi
Ezelden ebede giden dünyanın içinde.
Kervanlar geçiyor gözlerimin önünden
Hepsinde bir yol hikayesi
Çocuklar uykuda, süslüyor uykularını melekler
Düş yangınlarında kavrulmuş anaların yüzleri
Göğüslerinde emen çocuklar
Okşuyor analar çocuk başlarını
Anaç ruhlarda şefkatli bakışlar
Kimi deniz gözlü, kiminin gözleri yeşil
Kara gözlerde gecenin izi
Sessizce gülümsüyorum içten içe
Ben, kaçıncı kervanın sıradan hangi yolcusu.
Bakıyorum akşamın bitimine
Güneşin yüzünde bir gülümseme
Sessizce okşuyor ışığı başımı
Çocukluğumdan aşina bana
Toprağın üzerinde
Sıcağının titremesini keşfetmiştim ya
Çocuk gozlerimden tanıyor beni
Çok mu zaman geçti,
Yoksa gözlerim mi küstü
Arıyorum çocukluğumdaki gözlerimi
Neden her şey şimdi soğuk bana.













































