DENEME
Giriş Tarihi : 16-08-2025 10:49   Güncelleme : 16-08-2025 14:57

Yeniden Doğuşun Eşiğinde / Şadan Köse

Yazan: Şadan Köse -YENİDEN DOĞUŞUN EŞİĞİNDE

Yeniden Doğuşun Eşiğinde / Şadan Köse

YENİDEN DOĞUŞUN EŞİĞİNDE

Hayatın tüm parçaları yerli yerindeyse, bir bütün gibi görünür insana. Her şey yolundaymış gibi hissedersin. Sabah güneş aynı pencereden içeri süzülür, kahve aynı kupada içilir, yüzler tanıdıktır, sesler bildik, günler sıradandır ve bu sıradanlık huzur zannedilir. Çünkü alışkanlıklar, insanın konforlu zırhıdır. Ama o zırhla, aslında ne kadar kırılgan olduğunu fark etmezsin. Ta ki hayat, sessizce yaklaşan bir fırtına gibi her şeyi altüst edene kadar.

Bir sabah uyanırsın, ama sanki uyanmamışsındır; beden kalkar, ama ruh yerde kalır. İşte tam orada başlar insanın sınavı; sevdiklerin elinden kayar, arkadaşların yabancılaşır, sağlığın gözlerinin önünde solgun yapraklar gibi sararıp dökülür. Huzurun sustuğu yerde yalnızlık konuşmaya başlar ve ne kadar bağırırsan bağır, sesin kendine bile ulaşmaz olur.

Mükemmellik dışsal bir düzenden ibaret değildir; bir çerçevenin içinden bakıyorsan. Gördüğün resim ne olursa olsun, aslında senin gözlerinin iç dünyasındaki yansımasıdır.

Büyük bir darbe gelir bazen; öyle ani, öyle acımasız ki… Sarsar seni. Yere indirir. Nefesini keser ve seni senden alır. Ama asıl mesele, yere düşüp düşmediğin değil; yerden kalkabilecek gücü yeniden kendinde bulup bulamayacağındır. Çünkü insan, düştüğü yerden kalktığında değişir; o kalkış, bir tür doğumdur, eskisiyle vedalaşma, yenisiyle tanışma anıdır.

Şamanların dediği gibi, ruh her yara aldığında içindeki totem hayvanı uyanır, sana güç verir. Kimisinin içindeki kurt yol gösterir, kimisinin içindeki kartal gökyüzünden bakmayı öğretir. Yeter ki sen o sesi duyacak kadar susmayı öğren. Çünkü hayat, sana acıyla konuşur; kelimeleri çoğu zaman yoktur, ama izleri vardır, sarsıntıları vardır. Bazen de kaybettiklerinle seni sınar.

Hayat, seni yeniden şekillendiren bir ateş gibidir; içine düştüğünde ya kül olursun ya da kendi küllerinden yeniden doğmayı öğrenirsin. Bil ki her doğuş, sancılıdır. Ama bu sancı, sadece fiziksel değildir; ruhunun en derinlerinde kıvrılan bir karanlık vardır. Oradan çıkmak, kendini yeniden var etmek demektir. İşte o yüzden… Mükemmele ulaşmak değil, mükemmele giden yolda yürümek önemlidir.

Bir gün gelir, hiç beklemediğin anda bir ses duyulur. Bir yüz çıkar karşına. Bir anı canlanır, bir şarkı çalar. Hayat, kaldığı yerden devam etmez. Bambaşka bir yerden, bambaşka bir halinle yeniden başlar. O yüzden, hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Çünkü sen de artık eskisi gibi değilsindir. Artık aynı aynada kendini tanıyamazsın, çünkü gözlerin başka bir hikâyeyi anlatır. O hikâye düşmekten, kırılmaktan, ama aynı zamanda ayağa kalkmaktan ve yıkıntıların içinden çiçek açmaktan doğar.

Bilmelisin ki hayatta başaramayacağın hiçbir şey yoktur. Çünkü insan, inanırsa bir mucizeye dönüşür. İmkânsızı mümkün kılan tek varlık, hayal kurabilen, düşünen, hisseden ve her şeye rağmen yeniden yürüyebilendir. Önemli olan, düştüğün anda kendine şefkat gösterebilmek, yaralarını inkâr etmeden sarmak ve o yaralardan yeni yollar açabilmektir.

Kısaca hayat, karşısında dimdik durmak değildir. Bazen eğilmek, bazen ağlamak, bazen yitirmek ama sonra, bütün o kayıplara rağmen yeniden bakabilmek gökyüzüne. İşte asıl güç odur. Sen kafanı ne zaman kaldırırsan kaldır, gökyüzü hep oradadır.

 ***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Deniz İmre

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi