YAZGIM KAVUŞMAK OLSUN
Bir tren düdüğü gibi çınladın içimde,
Uzak istasyonlarda bekleyen hasret oldun.
Kalabalıklar içinde kaybolurken yüzün,
Ben yalnız senin hatırana tutundum.
Söze dökemediğim sevdam,
Yazgım kavuşmak olsun.
Yağmurlu bir akşamüstüydü,
Cam kenarında dalıp giden düşüncemdin sen.
Sokak lambaları birer birer yanarken,
Gölgen düştü gönlümün tenha duvarlarına.
Üşüyen ellerimi cebime sakladım,
İçimi yalnız seni düşünmek ısıttı.
Söze dökemediğim sevdam,
Yazgım kavuşmak olsun.
Bir kitabın arasında unutulmuş,
Kurutulmuş sarı bir çiçek gibiydin.
Ne zaman o sararmış sayfaları çevirsem
Bir koku yayılırdı geçmişten burcu burcu,
Ben yine sana dönerdim,
Kimsesiz bir yolcu gibi.
Söze dökemediğim sevdam,
Yazgım kavuşmak olsun.
Gece ağır ağır inerken şehrin üstüne,
Bir pencere ışığı kadar yakındın bana.
Oysa aramızda söylenmemiş sözler;
Tutulmamış eller, geç kalmış bir hayat vardı.
Bir adım atsaydın eğer,
Bütün yollar aynı kapıya çıkardı.
Söze dökemediğim sevdam,
Yazgım kavuşmak olsun.
Belki bir sabah yorgun bir günün serinliğinde,
Aynı göğe bakar, aynı kuşun kanadına tutunuruz.
İşte o vakit anlarım,
Bunca suskunluğumuzun sebebini.
Söze dökemediğim sevdam,
Yazgım kavuşmak olsun.
Kalbimin en tenha yerinde gizlediğim,
İncinmekten korkan ürkek bir serçeydin sen.
Ne vazgeçebildiğim ne ulaşabildiğim.
Yarım kalmış hikâyemin son cümlesi,
Başlayamamış ömrümün ilk baharıydın.
Söze dökemediğim sevdam,
Yazgım kavuşmak olsun.
"Seni seviyorum." diyemediğim her an,
İçimde çığ gibi büyüyen bir sessizliğe dönüştü.
Şimdi hepsini geceye, rüzgâra bırakıyorum.
Belki tatlı uykundan uyandırır da,
Usulca fısıldar adımı.
Karanlığa son kez sesleniyorum:
Seni seviyorum... Hem de çok.
Söze dökemediğim sevdam,
Yazgım kavuşmak olsun.
***












































