YALNIZ ÖPTÜM ACILARIMI
Yanlızdım sevginin beşiğinde kundaklarken süt kokulu ömrümü
Yalnızdım, geniş dünyanın dar sokaklarına atarken ilk adımlarımı
Gözyaşım öperken düştüğümde kanayan dizlerimi,
Ve çıktığımda düştüğüm kuyulardan parçalanmış ellerimle,
Gökyüzünün paslı aynasında silerken ıslak kirpiklerimi, yalnızdım.
Yalnızdım, sevdiklerimi bir bir koyarken toprağın bağrına,
Her mezar bir hikâyemin son satırıydı,
Kuruyan köklerimi gözyaşımla sularken
Çorak cesaretimden filizlenirdi korkularım;
Korkularım, kendi gölgeme bile sığınmayan ürkek kuşlardı.
Ağrıyan yanlarından öperken acılarımı,
Ve sarılırken can yangınlarında üşüyen ömrüme, yalnızdım.
Vedaların hıçkırıklarına ağlarken meyus yüreğim gecelerce,
Zamanın kör kuyularında boğulurdu nefesim.
Sığmazdım aymaz zamanın pinhan düşlerine,
Ne o eve ne o sokağa ne o şehre...
Sığmazdı ağırlaşan bedenim
O tatsız gecenin demir kafesine.
Yetersizliğinde savrulduğum bir hayatın göç heybesinde,
Şafağın kırağısı düşerken uykuların tenine.
Ve kahil acılarında ahir ömrümün
Kanaya kanaya iyileşirken ben,
Doğururken kendi mezar taşımın sessizliğini, yalnızdım!
Şimdi sen...
İsyankâr acılarımın cesur kahramanı öyle mi?
Ne çok duydum bu martavalları!
Öksüz, yetim ve kimsesizken anılarım,
Ve sahipsizken canımı kanatan acılarım,
Anlatadur sen destursuz masalları ,
Bastır vicdanına elden düşme avuntuları.
Üç yanlışın bir doğruyu götürdüğü hayatta,
Sen hep yanlıştın şıklar arasında,
Ve ben hep yalnızdım.
Yalnızdım, kaygılarımla,
Yalnızdım, içimde susan kalabalıklarımla,
Çıkmaza giren sokaklarında,
Yalnız öptüğüm acılarımla...
***















































