VEDANIN GELECEĞE FISILDADIĞI
Veda; aslında bir ayrılık değil, zamanın kendisiyle yapılan kısa bir anlaşmadır. Gitmekte olan, aslında kalmakta olanın yankısıdır. İnsan; elini kaldırır, bir bakışı geride bırakır, sesi bir boşlukta asılı kalır. İşte o an, geçmişin tozu ile geleceğin bilinmeyen parıltısı arasında görünmez bir köprü kurulur.
Geleceğin şehirlerinde, vedalar hologramlarla yapılacak belki. Bir insan, bir yapay zekâya “elveda” dediğinde belki de aslında kendine veda ediyor olacak. Çünkü veda yalnızca bir başkasına değil, kendi geçmiş hâlimize de söylenir. Bizden kalan her eski ben, sessizce uğurlanır.
Absürt olan şudur: Veda ederken aynı anda hem sonsuz bir ciddiyet hem de tuhaf bir hafiflik yaşanır. Bir trenin kapısı kapanırken, bir yıldızın sönerken bıraktığı ışığı gibi veda da gecikmiş bir ışıktır. El salladığımız çoktan gitmiştir; gözyaşımızı gördüğünde ise biz de artık başka biriyizdir.
Felsefi katman buradadır: Veda bir yok oluş değil, dönüşümün ritüelidir. Ölüm bir veda, uyku bir veda, her gün sabah evden çıkmak bile küçük bir vedadır. Aslında insan, sürekli kendine veda eden bir varlıktır.
Futuristik olan ise şu: Belki gelecekte, insanlar gitmeyecek çünkü mekân ve zaman holografik olacak. Ama veda yine var olacak. Bir yapay kalbin atışına, bir simülasyondan çıkışa, bir dijital kimliğin kapanışına “elveda” denecek. Çünkü veda, insanın yazılımına işlenmiş bir sonsuz döngüdür.
Ve belki de son veda şudur: Bir gün, insanlık yıldızlara savrulurken dünya kendi sessizliğine kavuşacak. Bizim tüm şarkılarımız tüm hayallerimiz tüm ayrılıklarımız, sadece kozmik bir dalga olarak yankılanacak. İşte o an, evrenin kendisi bize dönecek ve diyecek:
“Elveda. Ama aslında hiç gitmediniz.”
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz












































