VEDA
Bazı vedaların ismi olmaz.
İsimsiz bir vedayı,
Bu yürek nasıl yazdı.
Ateş düştü ocağıma,
Tütmeyen bacası siyaha boyandı.
Yağmurla, toprağa gözyaşlarım karıştı.
Toprak buna nasıl aldandı.
Güneş, geceye haram kılındı,
Uykuya gözlerim.
Hayra çıkmayan rüyalarım da yarıda kaldı.
Sürgün yedim evimden, yurdumdan,
Gittiğim yollar bile sana hayrandı.
Bir film daha bitti, hayat sahnesinde,
Ardımda bıraktığım anılarda,
Anılarda kaldı.
Kul oldu, kül oldu,
Kaderin ellerinde bir gönül;
Bir göz çakmasından çıkan koca bir yangındı.
Anıları sığdıramadığım, küçücük valizim de bir otobüs terminalinde kaldı.
Ben senden kaçar iken;
Sana daha çok yaklaşan yüreğim sanki başka bir insandı.
Sana yazılan sözler,
Aşk üzerine yazılmış bir lisandı.
Ahım budur,
Ahım, ah almakmış meğerse,
Yaktığım ahlarım,
Yaktığı yerden yandı.
Sevmek günah değilmiş,
Günaha girer iken, sevişmek günahmış.
Anlayamadım.
Günahlarım ile birlikte içimde bir ben yarım kaldı.
Ah ki ne ah!
Ev sahibi olduğun gönüle, misafir bile değilim artık.
Başımın üstüne yerin var denilen sözler,
Hoşgeldin, uğurlar olsun sözlerine aldandı.
Maviler, siyaha boyandı.
Siyaha çalan acılarım da hakkını aldı.
Acısını sevmek istiyor yine de insan,
Çünkü acılar hatırlatır insana, insan olduğunu.
Herkes en çok kendi çıkardığı yangınına su taşımak istiyor,
Yine herkes en çok insan sıcağını seviyor.
Belki de o yüzden, sıcacık bir huzur ister iken;
Diğer insanları yakıyor.
Ve yandıkça herkes,
Birbirine nasıl da benziyor...
***














































