SONSUZLUĞUN FREKANSI -12 / GÖLGE GÜÇLERİN YÜKSELİŞİ
2. BÖLÜM
GERÇEKLERİN ÖTESİ
KAOS
Alp ve Mete, Polonezköy’e vardıklarında Mevhibe her zamanki gibi kapıda onları bekliyordu. Yüzü çok asıktı ve bu haliyle olduğundan da yaşlı görünüyordu.
“Abike dönmedi değil mi?” diye sordu Mevhibe, selamsız sabahsız.
—Hayır. Mete’nin ekibiyle birlikte benim Rumelihisarı’ndaki evimdeler.
“İyi. Onu görmem gerekebilir.” dedi Mevhibe ve başka bir şey söylemeden içeriye geçti.
Bu küçük kulübenin her bir karışını çok iyi bilen Mete ve Alp, onun peşinden huzursuz bir ruh haliyle içeri girdikleri anda önceki ziyaretçiler gibi afalladılar. Büyüyle büyütülmüş devasa salondaki büyük koltuklara gömülmüş ve ufak tefek bedenleriyle ilk anda göremedikleri yaşlıları fark edince bir şok daha yaşadılar. Eylül’ün düşündüğünün aksine, Alp bile yaşlıların geldiğini bilmiyordu. Ama onları gördüğüne çok sevinmişti; böylece hem sorular cevaplanacak hem de nasıl ilerleyeceklerine dair hızlı kararlar alabileceklerdi. İki adam da saygıyla her bir şaman yaşlısını tek tek selamladıktan sonra Alp vakit kaybetmeden konuya girmek istedi.
—Sanırım olanları biliyorsunuz. Şule…
“Gökçil’e ihtiyacımız var.” dedi Mevhibe, onun lafını keserek.
“Gökçil kim?”
Mevhibe o anda yumuşadı, ikisinin de hiçbir şeyden haberleri yoktu ki.
—Kusura bakmayın çocuklar. Korya henüz eğitimini tamamlamadı ve görüleri net değil. Gökçil ve Aya kayıp ve… Filiz’i kaybettik oğlum.
Mevhibe olayları olabildiğince yumuşatmaya çalışarak art arda sıralamıştı. Diğer söylenenler bir yer edemeden uçup gitti Alp’in zihninden ve Filiz’in öldüğü gerçeğinde kitlendi. Adını koymak istemese de gerçeği biliyordu aslında ama bu kadar net bir şekilde duyunca canlı tutmaya çalıştığı o son umudu da tükendi. Bir anda perişan oldu ve o güçlü adam bir çocuk gibi ağlamaya başladı.
“Kahinimiz uykuda. Ölüm çok yakınında.” dedi az sonra en yaşlı şaman yaşlısı. Bu Alp’in ağlamasını bir bıçak gibi kesti:
“Nisan!”
“Buraya, ortamıza gel oğlum. Ona ulaşacağız.” dedi yaşlılardan biri. Alp hızla yerini alırken yaşlılar duaya başladılar. Sonra elleri de birleşti ve duaya devam ettiler. Bir süre sonra Mevhibe, Alp’e “Tamam, şimdi konuşabilirsin.” dedi.
...













































