SON İKİ KOLTUK
Perondan kalkan o otobüsdeydi,
Koltuğa bir külçe gibi yığılmış,
Ve yanlızdı.
Bakışları camdan dışarı taşıyordu,
İnsanlar vardı kızlı, erkekli, genç ve yaşlı...
Bir su gibi akıyorlardı aşağı yukarı,
Kimi yüklü, kimli bomboş.
Şu avaz avaz bağıran ayakçı,
Ellerinin telaşını sesine verip,
"Son iki koltuk" diyordu.
Yanına gelen bayan birşeyler anlatmak için durduğunda,
Bir bayan yanaşıyordu yanlarına,
Gelen bir araç yanaşıyordu bir başka perona.
Bir çocuk elinde su şişeleri ile bağır bağır bağırıyordu,
"Buz gibi su, bende on lira.."
Büfeci fırladı fırlayacak yerinden.
Şu zabıta Sefer olmasa, bilirdi ona yapacağını,
O elini tutuyordu,
Hırsından bir sigara yaktı, bir küfür savurdu boşluğa...
Çocuk duymuyordu onu,
Onun işi başından aşkın,"Bir şişe su daha, bir şişe su daha satsam." ı kuruyordu içinden.
Perondan kalkan otobüs çoktan çıkmıştı garajdan,
O cama başını dayamış, külçe gibi oturuyordu,
"Zamanında yetişsem."diye geçiriyordu içinden,
"Helalleşebilsem dünya gözüyle.
Hakkı çok üstümde,
ödeyemem.."
...
Emmisi "Öldüğünü söyleme sakın.
Severdi rahmetliyi, rahmetli de onu severdi.."
"Söylemem."demişti, telefon eden "Söylemem.
Haberleyeceğim sadece.."
...
Simsiyah asfalt üstünde kayıp gidiyor otobüs,
O camdan boş gözleriyle bakmakta,
İçinde bir yerler yıkılıyor durmadan,
Dili "Ölmeden yetişirim inşallah!
Emeği çok üstümde,
Helalleşebilirim inşallah!"
...
Gelen göçüyor, kalan yok dünyada!
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
















































