ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 28-02-2026 14:51

Sevgi ve Umut  / Özlem Tarı

Özlem Tarı -SEVGİ VE UMUT 

Sevgi ve Umut  / Özlem Tarı

SEVGİ VE UMUT 

Selin’in hazırladığı kurabiye kokuları odaya yayıldıkça Cemil Dede’nin sesi daha da gürleşiyor, sanki kelimeler zihnindeki o koyu sis bulutunu dağıtarak günyüzüne çıkıyordu. O anlarda ne titreyen elleri ne de dün yediği yemeği unutmuş olması kalıyordu; o, çocukların parıldayan gözlerinde kendi gençliğini ve neşesini bulan usta bir masalcıydı artık.

Çocuklar, Cemil Dede’nin dizinin dibine çökmüş, devlerin ve perilerin dünyasına yolculuk yaparken Selin mutfaktan onları izliyordu. Bir hafta öncesine kadar odasından çıkmayan, en sevdiği çayı bile yarım bırakan o adam gitmiş, yerine hayal gücüyle mahalleyi canlandıran bir dev gelmişti.

Selin fark etti ki dedesinin ihtiyacı olan şey ilaçlardan ziyade hatırlanmak ve birilerine hâlâ bir şeyler verebildiğini hissetmekti. Çocuklar ona "hasta" gibi değil, "bilge bir dede" gibi bakıyordu. Bu bakışlar, Cemil Bey'in kopmak üzere olan zihin iplerini hayata yeniden bağlıyordu.

Masal bittiğinde küçük Kerem, Cemil Dede’nin elini tutup sordu: "Dede, haftaya yine o uçan halıyı anlatacak mısın?"

Cemil Dede duraksadı. Selin nefesini tuttu; dedesinin "Hangi halı?" diye sormasından, o boşluğa düşmesinden korktu. Ancak Cemil Bey, Selin’e dönüp göz kırptı ve yumuşak bir sesle cevap verdi: "Halıyı değil Kerem, haftaya o halının gittiği Kafdağı’nı anlatacağım. Selin ablanız o zamana kadar ballı çörekleri hazırlar, değil mi?"

Selin’in gözünden bir damla yaş süzüldü ama bu seferki mutluluktandı. Dedesinin zihni bir anlık da olsa o karanlık dehlizden çıkmış,  geleceğe dair bir plan yapmıştı.

O akşam çocuklar gittikten sonra ev sessizliğe büründü. Selin, dedesinin yanına gidip elini tuttu. Cemil Bey, yorgun ama huzurlu bir ifadeyle torununa baktı.

"Biliyor musun Selin?” dedi fısıltıyla “Bazen her şeyi unutuyorum, kendimi bile ama bu çocukların gülüşü... İşte o gülüşler bana kim olduğumu fısıldıyor. Teşekkür ederim kızım, beni yeniden bulduğun için."

Selin, dedesinin omzuna yaslandı. Hastalığın ilerleyeceğini, zor günlerin kapıda olduğunu biliyordu ancak artık elinde sihirli bir anahtar vardı: Paylaşılan bir hikaye ve bir çocuğun saf sevgisi. O günden sonra mahallenin o küçük evi sadece bir "hasta evi" değil, her hafta masalların gerçeğe dönüştüğü bir umut yuvasına dönüştü.

Hastalık amansızca ilerliyordu. Zamanla Cemil Dede, masal kitaplarını bile okuyamaz hale geldi. Kelimeler dudaklarından dökülmekte zorlanıyor, bazen de tamamen kayboluyordu. Ama Selin vazgeçmedi. Artık o çocuklara masal anlatıyor, Cemil Dede ise onları dinliyordu.

O anlarda, Cemil Dede’nin gözlerinde hüzünlü bir parıltı beliriyordu. Belki de kendi anlattığı masalları hatırlıyor, o zamanları özlüyordu. Ama çocukların varlığı ona güç veriyordu. Onların neşesi ve heyecanı, onun karanlık dünyasına bir nebze olsun ışık tutuyordu.

Bir gün, çocuklar yine Selin'in evine toplanmıştı. Selin masal anlatırken, Cemil Dede aniden yerinden kalktı. Yavaş adımlarla çocukların yanına gitti. Onlara baktı, bir süre sustu. Sonra, titrek bir sesle:

"Size bir masal anlatayım mı?" diye sordu.

Çocuklar şaşkınlıkla birbirlerine baktı. Selin de çok şaşırmıştı. Cemil Dede, uzun zamandır ilk defa böyle bir şey söylüyordu.

"Evet!" diye bağırdı çocuklar hep birlikte.

Cemil dede, yerine oturdu. Kucağına eski bir masal kitabı aldı. Gözlerini kapattı, bir süre düşündü. Sonra, yavaş yavaş ama kararlı bir sesle masal anlatmaya başladı.

Masal, eski zamanlarda; uçan halıların ve konuşan hayvanların olduğu bir ülkede geçiyordu. Cemil Dede, masalı o kadar güzel anlatıyordu ki çocuklar sanki o ülkedeymiş gibi hissetti. Selin de mutfaktan dedesini izlerken, gözlerinden yaşlar süzüldü. Bu, sevinç gözyaşlarıydı. Dedesi, hastalığa rağmen yine de o eski masalcı haline dönmüştü.

Masal bittiğinde, çocuklar alkışlamaya başladı. Cemil Dede, onlara gülümsedi. O an, o yorgun yüzünde huzurlu bir ifade belirdi.

"Teşekkür ederim çocuklar.” dedi. "Bana bu masalı anlattırdığınız için."

O günden sonra, Cemil dede her hafta çocuklara masal anlatmaya devam etti. Hastalık yine de ilerliyordu ama masallar sayesinde, Cemil Dede hayata tutunuyordu. Çocuklar ise onun anlattığı masallar sayesinde, hayal güçlerini geliştiriyor ve dünyayı daha güzel bir yer olarak görmeye başlıyorlardı.

Ve Selin, her hafta dedesini ve çocukları izlerken sevginin ve umudun gücüne bir kez daha inanıyordu. Hastalık ne kadar zor olursa olsun, sevgi ve umut sayesinde hayat her zaman daha güzel olabilirdi.

***


Editör: Nevin Bahtışen

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi