SAVCI BEY
Kaç dilde yazıldı, kaç kitapta anlatıldı?
Yiğit, mert kadınların adı söyle!
Yürekli insanların parmakla sayılacak kadar az olduğu bu zamanda.
Kaç profesör yazdı, adamın en hasını?
Hiç korkmadan bir kitabında savcı bey…
Sen yiğit, mert adamları istediğin kadar infaz et.
İster yiğit de,
İstersen de adam gibi adam de.
Bir tekmede sen vur, acıma ver hükmü!
Sallandır gitsin darağacında…
Yiğitlerin kalemi daha doğuştan kırılmış,
İnfazı çoktan yapılmış.
Kaç kez küfrettim bu düzene
biliyormusun, sen savcı bey!
Bir türlü sonunu getiremedim.
Anasını, diye başladığım, cümlelerle.
Sabaha kadar sövdüğüm de oldu,
Dövüldüğüm de.
Yalan değil savcı bey!
Davalara sığmayacak kadar mevzu uzundu…
Sabahlara kadar bir ipte sallanıp durdu ruhum.
Gelmişine, geçmişine sövüp durdum.
İşte böyle savcı bey.
Şimdi
Sormayın bana, açılan yaralarımın kimliğini.
Bir hal bilmezin elinde hüküm giydi kalemim.
Başka bir sözcük yok ki bu düzeni anlatmaya;
Savcı bey!
Ne sen sor, ne de ben söyleyeyim.
İşte budur ahvalim;
İster kır kalemi,
İster müebbet hapis ver.
Bu oynak kalabalıkta;
Bir yiğitlik destanı da sen yaz savcı bey!
Acıma.
Ver hükmü! Sallandır gitsin, beni darağacında…















































