ŞAİRLER GECE ÖLÜR
Şairler gece ölür.
Vurur her kelime, çıkınca namlu misali dudaktan.
Bakır bir mermi gibi yaralar kalbîmizden.
Tek şahidi gökyüzünde parlayan dolunaydır.
Şairler gece ölür.
Bir kasvet çöker gökkubbenin üstüne mavi kaybolur,
Güneşi soğutmayı unutur ufuklar,
Söner bir bir gökyüzündeki yıldızlar. şairler gece ölür.
Bastırır sağanak yağmur gibi acı hatıralar,
Sözler öldürür insanı kurşun sade yaralar,
Bir geceye bir şaire yakışır karalar.
Şairler gece ölür.
Derin bir sükuta sardım kanayan yaralarımı,
İçimde çağlayıp coşan menekşe renkli suların ufkunda aradım kaybolan yıllarımı,
Şimdi ömrümde gümüş renkli uzun bir gece hüküm sürüyor.
Şairler gece ölür,
Yakamozlanan deniz gözlerinin mavisi olur kah,
Kah bal köpüğü bir çift göz esir eder ruhu,
Yahut bir ormanın yankısını taşıyan yeşil efsunlu bir bakış çıkmaz aklından.
Şairler gece ölür,
Bir şüphe söndürür bütün yaşama sevincini,
Kahreder konuşurken kaçırışı gözlerinden gözlerini,
Kendi çoktan girmiştir, bırakıp ömrünün üstüne kara gölgesini.
Şairler gece ölür.
Sessizliğin çıldırtan sesi zonklar kulaklarında,
Her gece birkaç beyaz gül açar şakaklarında,
Bedenin soğuk odalarda külçe gibi kalır ruhun dolaşır şehrin karanlık sokaklarında.
Şairler gece ölür.
Adı verilir ya bir köy okuluna ya da bir sokağa,
Sedası yankılanır ulaşır yalçın bir dağa,
Seslenir bu çağdan sonraki çağa.
Şairler gece ölür.
Bedenler kalıptır ruha giyilir.
Kelimeler ormandır kalemle ateşe verilir.
İnsanın gönlüne ancak sevgiyle varılır.
Şairler gece ölür.
***
















































