PİNOKYO
İçimde devrimci bir ruh taşırken
Bedenimin iki adım öteye gitmemesi; ne garip.
Ne garip; fırtınalar içimde,
kırılmadık dal bırakmamışken
Yeryüzüne bahar gelmiş olması.
Ben içimdeki darlıktan nefes alamazken;
Gökyüzünün alabildiğine geniş olması ne büyük lütuf.
Ve her gün insan, insanı boğazlayıp dururken
Vahşi hayvan belgeseli çekilmesi; ne tuhaf.
İnsanın anasıydı toprak, cömertti, hepimizi doyururdu göğsünden.
Akıl karı mı şimdi tohum yerine yeryüzüne beton binalar dikmek?
Doğruları dirsek çürüyüp öğrenmişken
İşkembeyi kübradan uydurulmuş yalanları seyretmesi; ne kadar trajikomik.
Ah keşke içimizi gösteren bir ayna olsa
Onu hiç kimse almazdı elbet.
Ve Pinokyo hepimizin yanında çok masum kalırdı.
***














































