ÖYLE BİR ZAMAN GELİYOR Kİ
Öyle bir zaman geliyor ki yüreğim sığmıyor göğüs kafesime.
Biri avuçlarında sıktıkça sıkıyor, iğne deliğinden nefes alır gibi ağır geliyor soluk alıp vermek.
Omuzlarımdan dökülüyor yıldızlar, şu vefasız pencereden gördüklerim beni yerle bir ediyor.
Eskidi, döküldü boyaları; kırık camlarından esen rüzgârın sesi kulaklarımda uğulduyor sanki, yıkılmaya yüz tutmuş duvarlarında tutunmaya çalışan deniz mavisi boya gibiyim.
Yoruldum çatlakları kapatmaktan, harabe ev gibiyim.
Kaçamıyorum yüreğime pusu kurmuş düşüncelerden, kalbimi orta yerinden vuruyor zalimce.
Denize açılan pencerem yok artık, denizler de kurudu. Uzak dediğin nedir ki yaşanmış onca şeye yabancı ve uzak kalmışken.
Kendimi özlüyorum bazen, bir daha dönmeyecek olan kendimi…
Kuşların uğrak yeriydi yüreğim, benimle ağlayıp gülen o mevsimlere ne sırlar verdim. İçimi döktüğüm geceler de artık örtmüyor üstünü dertlerimin.
Öyle bir zaman geliyor ki bir çiçeğin gülümsemesini özlüyorum, baktıkça binlerce çiçeğin kokusu geliyor sanki uzaktan, eski baharları özlüyorum.
Ben, zamana yenik düşen beni çok özlüyorum; özledikçe yavaş yavaş yok oluyorum.















































