EDEBİ DUALİTE
Giriş Tarihi : 03-10-2025 14:27   Güncelleme : 03-10-2025 17:48

Oslo Sabahının Dinginliği & Sanatla Gelen Günaydın / Can Akın

Yazan: Can Akın -OSLO SABAHININ DİNGİNLİĞİ & SANATLA GELEN GÜNAYDIN

Oslo Sabahının Dinginliği & Sanatla Gelen Günaydın / Can Akın

OSLO SABAHININ DİNGİNLİĞİ & SANATLA GELEN GÜNAYDIN

1 Ekim sabahı! Benim için sonbaharın o ince, cam gibi soğuğuyla geldiğin bu sabah; burası Oslo. Günler hızla kısalmaya başlasa da bu kuzey şehrinin sonbaharı bir tablo güzelliğinde. Dışarıdaki havayı düşünüyorum; İstanbul'daki o hafiflikten çok uzakta, buradaki hafif soğuk insanın ciğerlerini açıyor.

​İstanbul'daki arkadaşım Nuran'ı arayıp balkondaki çiçeklerimi içeri taşımam gerektiğini söylediğimde, onun "Dışarıda kalsa ne olur ki?" diyerek gülmesi çok doğal. Oysa ben, burada, Norveç'in başkentinde artık çiçeklerin dışarıda kalma lüksünün kalmadığını iyi biliyorum. Gerçek bir kış hazırlığı başlıyor.

​Norveç Sonbaharı: Işığın Azalması

​Eskiden kuzeyde yaşayan Emma'dan öğrendiğim gibi Norveç'te sonbahar, sadece sıcaklık değişimi değil, aynı zamanda ışığın dramatik bir değişimi demek. Günler kısalmaya başladıkça sabahlar kırmızı ve sarının çarpıcı sonbahar tonlarına bürünüyor. Oslo'da dahi günler kısalmış olsa da gökyüzünün renkleri hâlâ büyüleyici. Bu mevsim, uzun kış karanlığı gelmeden önceki o son aydınlık ve enlemimiz kuzey ışıklarını görme ihtimalini de yavaş yavaş beraberinde getiriyor.

​Yatağımın hemen karşısında duran eski ve antik bir tablonun fotoğrafı, tam da bu Oslo sabahına aitmiş gibi... Pencereden süzülen solgun ama keskin gün ışığı, doğrudan tablonun üzerine düşüyor. Sanki o sanat eseri de bu kuzey ışığıyla canlanıyor ve bana fısıldıyor: "Günaydın."

​Munch’un "Sabah" tablosunda Bir Oslo Anısı
​İşte tam bu atmosferde, Edvard Munch'un 1884 tarihli "Sabah" (Morning) tablosunu düşünmeden edemiyorum. Munch'un bu eseri, kariyerinin henüz başındayken bile ilerideki büyük Dışavurumcu eserlerinin tohumlarını attığı, Gerçekçilik ve İzlenimcilik etkisindeki o ilk önemli çalışması.

​Tabloya bakınca Oslo'da ya da çevresindeki bir evin dingin, düşünceli sabah ânını görüyorum. Yatağın kenarında oturan o genç kadın; çorabını giymek üzere mi duraksadı, yoksa o anki sakinliği mi içine sindiriyor? Pencereden giren doğal ışık, tüm odayı yumuşakça aydınlatıyor. Bu ışık kullanımı, bu coğrafyada sabahların ne kadar değerli olduğunu bize fısıldıyor.

​O beyaz çarşaflar, yatağın kenarı ve kadının duruşundaki saflık, bir Norveçli sabahının temizliğini temsil ediyor. Ama Munch, her zaman yaptığı gibi basit bir sahneye derinlik katıyor. Bazı eleştirmenlerin o mavi duvardaki dikey çizgilerle kadının burjuva yaşamının kısıtlılığına hapsolmasını ilişkilendirmesi, ressamın nahif bir ânı bile nasıl psikolojik bir gerilimle sarabildiğini gösteriyor.

​Emma'nın Mirası ve Sanatın İlhamı

​Sevgili arkadaşım Emma'nın Norveç'te üniversitede, Sanat Tarihi Bölüm Başkanı olarak evini bir sanat tapınağına dönüştürmesi ne kadar anlamlı. Benim de baş ucumda duran bana verdiği Norveç ressamları kitabı, tıpkı Munch gibi bu coğrafyanın ruhunu tuvale yansıtan sanatçıların hikâyeleriyle dolu. Her bir sayfayı heyecanla çeviriyorum.

​Şu an Oslo'da, Munch'un izlerini taşıyan bir sonbahar sabahında Emma'nın kütüphanesinden aldığım ilhamla o genç kadının sessizliğini ve Munch'un ışığa olan hayranlığını içimde hissediyorum.

Emma'nın Polis kızkardeşi ile hafta sonu Bergen şehrine gidip müzede tabloyu göreceğim için heyecanlıyım.

​Bu romantik ve aydınlık sonbahar sabahında, bu sanat dolu coğrafyadan size kucak dolusu bir "Günaydın" "Buorre iđit" gönderiyorum.

Edvard Munch – Sabah (Morning), 1884

Sanatçı: Edvard Munch (1863–1944)

Tarih: 1884

Teknik: Tuval üzerine yağlıboya

Boyutlar: 96,5 × 103,5 cm

Orijinal Adı: Bir Hizmetçi Kız (A Servant Girl)

Bulunduğu Yer: Rasmus Meyer Koleksiyonu, Bergen Sanat Müzesi (KODE Kunstmuseum, Bergen)

Munch’un Sabah Kadını

Edvard Munch’un fırçasında uyandın,
Oslo sabahının solgun ışığında.
Bir kadın, çorabını giymeyi unutur belki,
Ama kalbinde günün ilk nefesi saklıdır.

Beyaz çarşafların saflığında
Sessizliğin narin yankısı büyür;
Mavi duvarların çizgilerinde
Hapsolmuş bir ruh, ışığa susar.

Munch, yalnızlığın ince perdesini
Bir Norveç sabahına iliştirir;
Sen bakarken pencerenin ötesine,
Tuval de gözlerindeki düşe eğilir.

Kim bilir hangi rüyadan uyanmışsın?
Bir sevgilinin sesi mi,
Yoksa kuzeyin kırılgan ışığı mı
Dokunur omuzlarına?

Ve ben, Bergen yollarında
Bu tabloyu görmeye giderken,
Biliyorum ki sen, Munch’un sabahında
Hep yeniden hep masum bir başlangıçsın.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi