"Ninem derdi ki ömür dediğin; başını bir yana çevirince geçmişi ardında bırakan sessiz bir çığlıktır."
ÖMÜR DEDİĞİN
“Ömür nedir?” dedim nineme.
Eskimiş bir bedenin içindeydi,
Doksan üç yıldır giydiği...
Ben daha yeni öğreniyordum;
Hayatın yüz çizgisine nasıl sığdığını...
Gülümsedi,
Çevirdi başını usulca;
Başını çevirdin ya oğul bir yana, işte o kadar..." dedi ömür.
Söz değil zaman sızdı dudağından.
Sanki bir nehir geride bırakarak gövdesini;
Akıtmıştı yılları, ninemin avuçlarından.
Yani öylece geçivermişti,
Bir yudumluk sessizlikte.
O an anladım;
Zaman yürümüyor,
Kendini çevirip duran yelkovan,
Bir anıya yaslanıyordu sadece.
Meğer ömür;
Bir perdeymiş savrulan rüzgârda,
Sallanırken gördüğün manzara sanıyormuşsun herşeyi.
Oysa sadece, bir bakış kadar,
Bir baş çeviriş kadarmış yaşam.
Göz göze gelmediğimiz ne varsa
Geçip gitmiş hepsi.
Ninemin döndüğü yerden baktım ben de...
Öğrendim ki;
Hayatın içinden değil,
Kenarından yürüyormuşuz...
Denedim, onun gibi
Çevirdim başımı çocukluğuma;
Uçtu leylekler gözümden,
Döküldü oyuncaklarım elimden.
Düşerken kanayan dizimden;
Büyüdüm, ağlamadan.
Görünmezmiş ömür;
Akınca seneler; öğrendim,
Yürümüyor zaman.
Düşe düşe ilerliyoruz,
Kendi sancımızın peşinde,
Anlayamadan!
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz














































