MEVSİMLİK İŞÇİLER - ŞEHMUZ’UN YOLLARI /1
Adları değişirdi aynı öyküydü bu
Mevsimlikti düşleri
Mevsimlik gülüşleri
Umut bir mevsimlikti
Sevda bir ömür sürse
Ekmek bir mevsimlikti
…
Şafak nazlanıyordu toprak damlarda
Son yatağı yüklerken Şehmuz
O transit dolmuşa
Doluydu araba yatak yorgan
Kap kacak
Doluydu yürek ayrılıktan
Sancıyla kıvranarak
Son ayrılışı değil ki
Doğduğu bu topraktan
Gözyaşından hallice
Seherin ayazı yağmıştı camlara
Yüreklerinde bir acı soğuk
Yavaş yavaş yerleştiler koltuğa
Önce Sonnur, sonra Zöhre
Rüstem ve Sevdiye
Sonra sıkıştı Dilan
Yataklar içinde bir ine
Yanıktı tenleri
Kaderleri kadar
Ve elleri
Toprakla tanışık
Sevmesini bilemeyen elleri
Fırsat vermemiş ki ekmek
Soğuktan bir kez daha titredi
Hırladı motor
Sessizliği delerek
Bu kez çay toplamaktan
Gelecek ekmek
Sordu Dilan
Karadeniz e uzak mı Siverek
Ne seçmişlerdi doğmayı
Ne tüm yoksulluğunda
Bu toprağı
Başlarında kasketleri
Düşmüş kaşlarını saklardı
En çok susmayı bellemişti Şehmuz
Bakardı
Gözlerinde doruklar kayardı
Ve Bitlis tütünü sigara
Göstermeden kızına gözlerini yakardı
Akardı usul ve o derin sancı
Yüreğini dağlardı
Sallandı yer
Gökte ışık şavkıdı
Şose yolda umut vardı
Sonra geride kaldı Şeytan Küçesi
Çamlar içine Siverek Kalesi
İlk moladır Kayseri
Yeminli Şehmuz
Gitmez pamuğa
Küsmüş bir kez Çukurova’ya
Henüz doğmuşken Dilan
Gün doğuran Ayşeyi
Silip de kaderini
Soktu ya o kara yılan
Işıdı gün
Belirdi dağlar
Ve uzakta
Hançerin keskin yüzü
Başında karlar
Gösterdi Erciyes kendini
Ve vardıkça uzaklaşan bulutlar
Anlattı bu dağın heybetini
Durdular birkaç sefer
Susuşlarında durdu dağlar
Odun ateşinde çay
Yufka basma peynir
Ve bilmeseler de
Geçtikleri toprağı
Hepsi yollara aşinaydı
Ve gurbet artık vatandı
Yoruldu gün
Kalırken dağlar ardında
Yorulmadı motor
Radyoda bir türkü vardı
Nice sonradır
Yaktı Şehmuz sigarayı
Titredi yüreği
Kollarına uzattı
Omzundaki poşiyi
Ayşe’yle geçmişti ilk bu dağları
Isındı sol kolunun sağrısı
Ama yoktu arabası
Sarıldı direksiyona
Vites attı
Hiç değilse geceye Samsun’a varacaktı
Homurdandı motor
Bir sıcak bastı
Düğünde Ayşe
Karlı dağlar kadar beyazdı
Kıvrıldı uzamış yollar
Türküde sular
Yüreğini delen o sancı
Gözlerine saplandı
Arabanın solgun farında çamlar ışıdı
Sonra tuttu ellerini Ayşe
Doğurmuştu Dilan’ı
Kapandı bir an yorgun gözler
Durdu gece
Durdu dağ
Kayboldu motorun uğultusu
Solgun bir ay vardı
Ah o ışık
Fren sesi
Neçe sonra ayıktı
Ambülansın sireni
Gözlerinde kan
Asfalt kandan ılıktı
Uzattı ellerinde nasırı
Uzaktı Dilan
Ayşe ilk kez böyle gerçek
Ekmek kadar sıcaktı
















































