MANDA YAVRUSUNA MALAK DERLERDİ
Adamı küçük ses tonla bulana,
Bizim köyde “kepçe kulak” derlerdi.
Selvi gibi uzun boylu olana,
“Büyüdüğü yere sulak” derlerdi.
Bilmez idik yakın ile uzağı.
Kalbur ile yapar idik tuzağı.
İnek yavrusuna bizde buzağı,
Manda yavrusuna malak derlerdi.
Ebem ile evde durmaz gezerdik,
Araç yoktu yürü yürü bezerdik,
Yürür iken börtü böcek ezerdik,
“Gelmişken üç beş gün kalak”derlerdi.
Hatır sayar güzel idi huyumuz.
Dağdan gelir idi akar suyumuz.
Yorulur gelince tatlı uykumuz,
“Deliksiz uykuya dalak” derlerdi.
Çocukluk biter yağız genç olunca,
İşler iyi gider kendi yolunca,
Yaş kemale erer yaşı bulunca,
“Karşı köyden bir kız alak” derlerdi.
Bizde ağır durup yürek yakana,
Coşkun suyun ımıl ımıl akana,
Güzel varken çirkin kıza bakana,
Bizim elde hemen “salak” derlerdi.
Erkek eşi ölüp, bekar kalınca,
Hemen bayan arar, durmaz hâlince,
Günler geçer yalnız akşam olunca,
“Bu adama bayan bulak” derlerdi.
Çaya pekmezden atardık şekeri.
Bal kabağından yapardık tekeri.
Öğrenemedim asla pişti pokeri.
“Sen anlat biz biraz gülek” derlerdi.
Duasız abdest alan hacının,
Bostandan vermeyen eşe bacının,
Genci tanımayan bir kaçının,
“Er akşam bostanı yolak” derlerdi.
Selimi, gençlere sondur sözümüz,
Sevin sayın, giden gelmez özümüz,
Elem keder bitsin, gülsün yüzümüz,
“Ölenin namazı kılak” derlerdi.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz














































