ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 17-06-2024 18:07   Güncelleme : 17-06-2024 20:30

Lamiya / Birsen Yurdakul Tomurcuklu

Yazan: Birsen Yurdakul Tomurcuklu -LAMİYA

Lamiya / Birsen Yurdakul Tomurcuklu

LAMİYA

Pırıl pırıl bir bahar günüydü.Güneş Işıl Işıl bulutlar bembeyazdı. Gökyüzü adeta gülüyor güzel bir günü müjdeliyordu.

Lamiya, bahçedeki dut ağacının gölgesine güzel bir masa hazırlamıştı. Özene bezene yemekler yanında bir de çocukların çok sevdiği Boşnak böreği yapmıştı.

Masayı hazırladıktan sonra eve doğru yöneldi. Uzun boylu yeşil gözlü alımlı güzel bir kadındı. Salınarak yürüyüşünden,konuşmasından zerafet akıyordu. Güzel çiçekli bir elbise giydi. Elbisenin renkleri gözlerine yansıyor o esrarlı yosun yeşili gözlerini daha çok ön plana çıkarıyordu. Saçlarını toplamak için ayna karşısına geçti. Saçlarını topuz yapıp sedef bir tokayla tuttururken…

Aynanın kenarında boğumlarını bir toplayıp bir açarak ilerlemeye çalışan bir tırtıl gördü. Bir süre seyretti adeta yaşama tutunmak için büyük çaba sarfediyordu. Elini uzatıp tutacakken vazgeçti.

Önemsiz görünen bir tırtıl Lamiya’yı otuz yıl öncesine götürdü. Çöktüğü sandalyede memleketi Bosna Srebrenitsa katliamı gencecik bir kadınken yaşadığı acılar bütün bedenini ruhunu saran depremler korkular geçti gözünün önünden. Yüzü sararmış göz yaşlarıyla yanakları ıslanmıştı. Bu katliamda bütün yakınlarını kaybetmişti. Kendisi bahçedeki kör kuyuya saklanmış orada kaç gün ya da kaç saat kaldığını bilmiyordu. Zaman onun için yoktu ve hep karanlıktı. Lamiya uzun bir müddet sonra bağırışların silah seslerinin sustuğunu farketti. Ölüm gibi bir sessizlik vardı. Artık buradan çıkabilirdi. Açlıktan susuzluktan ve uykusuzluktan bitap düşmüştü. Son bir gayretle kuyudan yukarı tırmanmaya başladı. Dizleri titriyor başı dönüyordu. Dışarı çıktığında korkunç gerçeği gördü. Her yerde ölüler vardı. Şuursuzca birinden diğerine koşuyor nefes alan var mı diye bakıyordu. Bir mırıltı bir nefes bir umut yoktu. Ailesi sevdikleri yoktu. Hiç mi kaçabilen yoktu kurtulan yoktu? Aklından binbir düşünce geçiyor hepsi birbirine karışıyordu.

Tırtıl gibi ağır hareketlerle ayaklarını sürüyerek ormana doğru yürüdü.

Kaçabilen birkaç kişiyle ve şansın yardımıyla uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra İstanbul’a varmıştı. Ona kucak açan burada ki akrabalarının yanında kalıyor bir fabrikada çalışıyordu. Yüzünde kalkmayan bir hüzün perdesi gözlerinde gitmeyen bir keder vardı. Çok konuşmuyor bu da onu esrarlı bir havaya bürüyordu.

Metin Lamiya’yı ilk gördüğü günden çok etkilenmişti. Onun hareketlerini uzaktan uzağa izliyor zerafetini hayranlık duyuyordu. Herkes gibi hikayesini de öğrenmiş onun etrafını kuşatan bu esrar perdesini aralamaya çalışıyor Lamiya’ya derin bir sevgi ve şefkat duyuyordu. Metin’in eşi yıllar önce ölmüş geride kalan iki çocuğuna hem annelik hem babalık yapıyordu.

Lamiya için zaman tekdüze akıp gidiyordu acıları bir türlü kabuk bağlamıyor yüreği hep ince ince sızlıyordu.

Birgün öğlen molasında fabrikanın bahçesinde bir ağaç altına oturmuş ailesi sevdikleri gözünün önünden geçiyor adeta onlarla hasret gideriyordu. Gözlerinden akan yaşların feryat ettiğinin farkında bile değildi.Bir ses duydu elinde bir mendili ona uzatıyordu.

“Merhaba” dedi.

Sesindeki şefkatli Lamiya’yı ve yaralarını sarıyordu adeta. Lamiya Metin’i tanıyor ilgisini farkediyordu. Göz yaşlarını yüzünü elleriyle silip başını kaldırdı. Metin karşısında duruyor gözlerinde sevgi ve şefkatle ona bakıyordu. Lamiya’yı içinden bir ses; "Mendil uzatan bu eli tutarsan bir daha bırakmayacaksın" diyordu. Metin de içinden; "Elimi tutarsan bir daha asla elini bırakmayacağım" diyordu.

Lamiya Metin’in iki çocuğunu kendi çocuğu olarak kabullenmiş onlara anne olmuştu. Kimsesizliğin onlarla dolmuştu.

Elini uzattı aynanın kenarında ki tırtılı avuç içine aldı.

“Siz..” dedi

- Srebrenitsa’da toplu mezarlar üstünde, her can için mavi kelebek olup uçuştunuz

- Benim yüreğimde kelebek kanatlarınıza her yaramdan bir benek alıp seven kalbe kondunuz.

Metin’in yumuşacık sevgi dolu sesiyle ana döndü.

- Lamiya hadi canım seni bekliyoruz. Çocuklar nefis yemekler ve Boşnak böreği için sabırsızlanıyor.

Lamiya kendini toparlarlayıp tırtılı özgür bıraktı ve; “Yüce rabbim bana ikinci bir şans verdi.” diye düşünerek yüzünde bir tebessümle bahçeye doğru yürüdü.


 

EditörEditör