KÜTÜPHANE HAFTASI
30 Mart-5 Nisan
Kütüphane Haftası’nın önemi bence çok büyük. Çünkü aile ile okulun verdiği eğitimi ve karakter gelişimini tamamlayan okumadır. Bunun yolu da kütüphanelerden geçer. Bu yol okumaya, kütüphaneye giden en kısa, en doğru ve engelsiz bir yol olmalı. Bu yolun yapımı da hem devlet hem vatandaş işbirliği ve denetimiyle olur. Aynı zamanda okumayı ve kitabı sevdiren kütüphaneyi, herkes tarafından aranan mekânlar haline getirmelidir.
Öğrenciler kütüphaneleri, sadece ödev hazırlamak için kullanılan yerler olarak değil; dijital ortamlarda yorulan belleği dinlendirmek, tazelemek için bir yaşam biçimi görüp gidilecek yerler olarak görmeli.
Bugün hâlâ okuma konusunda insanımız, olması gereken yerde değildir. Kütüphanelerin de daha çekici ve herkes tarafından sık sık gidilen yerler olmadığını gözlemekteyiz. Yeterli yetişkinler için ne yapılır bilmiyorum ama çocukları kütüphanelerin müdavimleri hâline getirmeliyiz. Çocukların içinde olduğu daha farklı ve daha çok etkinliklerin düzenlenmesi gerekir, diye düşünüyorum. Çocuklar, gençler hatta yaş ayırmadan herkes; kütüphaneleri bir keşif alanı, yaşam heyecanı, insan ve doğa sevgisini yaşayacakları mekânlar olarak görebilmelidir.
İnternet gerçeği, çocukları ve yetişkinleri kütüphanelerden uzaklaştırıyor. Kitap okumanın tadını alamıyor, kitap ve kütüphanelerden uzaklaşıyorlarlar. Teknoloji hızı mekanikleşmiş yorucu bir yaşam getirmiştir. Bunun çözümü kütüphanelerdir. Kütüphaneler dijital yorgunluğa karşı bir sığınaktır.
İnternetten okunan kitap, sesli ya da sessiz olsun, hele ki özetleri hiçbir zaman kitabın kendisini okumanın yerini tutmaz. Kitapla yakınlaşmak, elleriyle dokunup parmaklarıyla sayfaları çevirmek, ve kitap kokusunu içine çekmek çok başka bir duygudur. Bir de okumanın sessizliğinde o kitabın içindeki dünyaya dalmanın keyfi hiçbir yerde olmaz. Okunan özetler bu keyfi vermez. İçinde anlatılan olayları, yazarın anlatımını ilginç yanlarını, vurgulanan fikir ve düşünceleri çarpıcı görünümlerin canlandırıldığı bölümleri bir özette bulup tekrarlayamazsınız. Okuyan, kitapla iç içe olmalıdır.
Çocuklara ve gençlere derim ki "Sevgili çocuklar ve gençler; kütüphanelere, kitaplar dünyasına koşun. Hem eğlence hem gelişme hem de aradığınız dünya oradadır. Ekranlar size cazip renkler, parlak ışıklarla çekici gelebilir ama kitap okumanın yaşam zenginliğini, dinlendirici huzurunu, kendi kimliğinizi ve yolunuzu bulma imkânından uzaklaştırır. Siz her fırsatta kütüphanenin yolunu tutun, birkaç kitap okuyun, bana hak vereceksiniz…"
Kitap ve kütüphane benim dünüm, bugünüm ve yarınım. Ben; okuyarak, kitap ve kütüphane ile ben oldum. Herkes için de böyle olacağına inanıyorum. Kütüphaneler sadece bir veri kaynağı değildir. Aynı zamanda insanlığın ortak akıl kaynağı, umut, hayal, heyecan ve amaçlarını gerçekleştirme yollarını keşfedebileceği yaşam zenginliğidir. Kendini bulmak, bir yerlere gelmek isteyen, huzurlu, verimli mutlu bir yaşam sürmek istiyorum, diyen kütüphanelere koşsun ve okusun…
Kitaplar, kütüphaneler; bizim geçmişimiz, hâlimiz, geleceğimizdir.
***














































