KÜREK...
Yalnızlık zor.. Yalnızlık kahır..
Hele evinde
Ve soğuk kış günlerinde..
Kapıya gelir, çalamazsın!
Açarsın isteksizce
Ve..
Sevgiyle hoş geldin diyen
Boynuna sarılıp, yanağını öpen yok..
Paltonu tutan
Terliğini veren
Günün nasıl geçti diye soran yok..
Hasret kalmışken!
Bir tatlı telaşa
Bir sıcak tebessüme
Bakarsın!
Ekmeği dilimleyen, çorbayı karıştıran yok..
Bir sohbet, iki çift laftan vazgeçtim
Uyuzluk yapıp!
Bir şaka
Bir münakaşa
Veya..
Bir kavga edenin yok..
Öksürüğün, aksırığın tutar
Boğulursun ciğerlerinden!
Bir bardak su verenin
Ve hamdolsun diyenin yok..
Gazete tutmaz..
Kitap sarmaz..
Televizyon avutmaz..
Velhasılı!
Garip bir kuş gibi
Tünersin, boyası dökülmüş pencereye
Hüzünle camdan bakıp!
Gönülsüz ve uzaktan katılırsın
Rüzgarın savurduğu
Biçare insanların telaşına..
Efkarlanır!
Yurttan seslere gider elin
Ve
Yeni bir türkü, yanık bir sesle karşılaşırsın
Yorgun anılarını türküye eşlik edip
Odadan odaya, kahrederek taşırsın
Yalnızlık ateşinde yanarken
İçindeki yabancıyla
Her gün yeniden tanışıp
Ölümcül şaşırırsın
Ve..
Dünya bir yana!
Kürekten sırtın kaşınsa, nasıl kaşırsın.....












































