KIRIK AYNALAR
Bazen,
Sanki karanlık bir zamanın dar koridorunda ilerliyorum.
Adımlarımın sesi yankılanıyor ama ben değilim o;
Geçmişin gölgesi yürüyor önümden.
Uzakta biri var…
Büzülmüş, soluk bir şekil…
Belki sensin,
Belki de sadece, bir hatıranın son nefesi...
Bir ara kendimi kırık bir aynanın karşısında buluyorum.
Sanki dünya, parçalanmış bir yüzün yansımalarıyla bölünmüş.
Çatlakların arasında yüzüm beliriyor;
Titreyen bir ışık gibi…
Sanki bir şey söylemek üzere dudakların kıpırdıyor…
Ama vazgeçiyorum,
Sessizlik, senden kalan son cümle gibi üzerime çöküyor...
Yokluğuna alışmayı deniyorum sadece.
Anıların ise hâlâ elimden tutuyor,
Usulca…
Beni geriye çeken soluk bir ışık gibi.
Zaman uzuyor, içimdeki yollar uzuyor
Ama gözyaşlarımı silemiyorum.
Senli günler, ömrümün en sessiz köşesine çökmüş,
Sanki kimse duymasın diye derine gömülmüş bir sır gibi bekliyor.
Kırılmış kalbimde sessizce duran mühürsün artık...
Sesim kısık.
Dudaklarım solgun.
Ama içimdeki o eski sızı…
Artık koşmuyor, acelesi yok.
Yavaş yavaş kabulleniyor,
Sanki acıdan çok seni hatırlatmak istemiyor artık.
Zihnimin kıvrımlarında saklanan izlerin,
Birer yaradan çok,
Karanlıkta, uzakta elimden tutmayan gölgeye dönüşmüş...
Aynanın parçalarına karışmış düşlerim vardı,
Uykularımla sabahları birbirine dikmiş yorgun ama sessiz düşler...
Her gece, bir parçam eksiliyor sanırdım,
Meğer bazı eksiklikler, insanı tamamlamayı öğretirmiş.
Ve biliyorum,
Belki şimdi aynaya baksam seni göremem,
Belki sen de bana baktığında hiçbir şey bulamazsın
Ama yüzümün bir yerinde hâlâ durduğunu hissediyorum;
Sessizce,
Kıpırtısız,
Hiçbir gürültüye karışmadan,
Sanki hep oradaymışsın gibi
Kırık aynanın içinde kalan bir iz gibisin...
***
















































