EDEBİ DUALİTE
Giriş Tarihi : 08-09-2025 13:05   Güncelleme : 08-09-2025 15:11

Kayıp Zamanın İzinde Bir Sanat Yolculuğu & Aşkın Sükûnu / Can Akın

Yazan: Can Akın -KAYIP ZAMANIN İZİNDE BİR SANAT YOLCULUĞU & AŞKIN SÜKÛNU

Kayıp Zamanın İzinde Bir Sanat Yolculuğu & Aşkın Sükûnu / Can Akın

KAYIP ZAMANIN İZİNDE BİR SANAT YOLCULUĞU & AŞKIN SÜKÛNU

Altı yıllık Fransızca eğitimimin en unutulmaz anlarından biriydi; Marcel Proust'un "Kayıp Zamanın Peşinde" romanının özetini hazırlamam istendiğinde.

Diplomat komşum sevgili Hulusi Bey ile birlikte, bu yedi ciltlik devasa eserin derinliklerinde kaybolduğumuz o günler, kelimenin tam anlamıyla birer hazineydi. Birlikte soluksuz okuduk, tartıştık, analiz ettik ve sonunda bu yoğun çalışmadan yüksek bir puanla ayrıldım. O an anladım ki sanat, sadece tuvalde veya satırlarda değil, aynı zamanda paylaşıldığında çoğalan, ilham veren bir köprüydü.

Yıllar sonra, Paris'in kadim sokaklarında, eski bir kütüphanenin sessizliğinde, bu romanın adıyla aynı isme sahip bir tabloyla karşılaştım. Charles Amable Lenoir'un bu eseri, tıpkı Proust'un kelimeleri gibi zamanın gizemli akışına bir davetti.

Kütüphaneci Janet'in yardımıyla sanatçının hayatına ve eserine dair bilgileri toplarken tablonun kamu malı statüsünde olması ve reprodüksiyonlarının bulunabilmesi, bu sanat eserine olan ilgimi daha da artırdı.

Janet'in, "Yarın gelirse size 100x80 cm'lik bir baskısını getireyim," demesiyle bu tablo, sanki bir rüya gibi hayatıma dahil olmaya hazırlanıyordu. Sohbetimiz sırasında Mardin ve Deyrulzafaran Kilisesi'ne duyduğu merakı fark ettiğimde yıllarca görev yaptığım ve kalbime kazınan bu topraklardan bahsetmek, hatta bir gün o muhteşem fotoğrafları gösterme sözü vermek, bana tarif edilemez bir mutluluk verdi.

​Lenoir'un fırça darbelerinde hayat bulan "Kayıp Zamanın Peşinde" tablosu, tıpkı Proust'un romanı gibi duygu yüklü, hassas ve zengin bir üsluba sahipti. Sanatçının kadın güzelliğine odaklanan tarzı, sıcak renk paleti ve akademik ustalığı, esere ayrı bir derinlik katıyordu. Bu tablo, belki de romanın bir tasviri olmasa da anıların, kaybolan zamanın ve yeniden keşfedilen duyguların evrensel bir ifadesiydi.

​Bir yıl sonra birlikte Mardin'e yaptığım ziyarette, sanat tarihi öğretmeni Janet'in yüzündeki o tarifsiz mutluluğu görmek, bu yolculuğun ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha hissettirdi. Sanat, işte böyle insanları birleştiriyor, ruhları besliyor ve ömür boyu sürecek unutulmaz anılar yaratıyor. Tıpkı o kayıp zamanlar gibi sanatla yeniden bulduğumuz anılarımızla yaşıyoruz.

Tablo hakkında bilgi:

Charles Amable Lenoir (1860-1926), Fransız bir ressamdı. Genellikle gerçekçi portreleri, mitolojik ve dini sahneleriyle tanınırdı. Kendisi William-Adolphe Bouguereau ve Tony Robert-Fleury gibi önemli sanatçıların öğrencisiydi ve sanatsal kariyeri oldukça başarılıydı; hatta Roma Ödülü'nü iki kez kazandı ve Légion d'honneur nişanıyla ödüllendirildi.

​"Kayıp Zamanın Peşinde" Tablosu Hakkında:

​Eserin Adı: Tablonun Fransızca adı olan "À la recherche du temps perdu", Marcel Proust'un ölümsüz romanının da adıdır. Ancak tablonun doğrudan bu romanın bir tasviri olup olmadığı net olarak belirtilmemiştir. Daha çok, anımsama veya kaybolmuş zaman gibi genel bir temayı işlediği düşünülebilir.

​Sanat Tarzı: Lenoir'un eserleri, hassas üslubu, zengin ve sıcak renk paleti ile öne çıkar. Özellikle kadın güzelliğine odaklanmasıyla bilinir. Ressamın tablolarında sıklıkla kadınlar ve kızlar yer alır; bazen hafif erotik bir dokunuşla veya mitolojik mekanlarda tasvir edilirler. Sanatçı, akademik geleneklere bağlı kalarak çizimde doğruluğu, net konturları ve pürüzsüz boya yüzeylerini ön planda tutmuştur.

AŞKIN SÜKÛNU

​Bir eylül akşamıydı, rüzgâr fısıldarken adını,
Gözlerinde buldum kaybolan zamanı.
Eski bir resim misali, solgun ve derin,
Aşkın ilk renkleriydi, kalbime yerleşen.

Deyrulzafaran'ın sessiz taşlarında yankılanan nefesim,
Mardin'in sokaklarında bir anı gibi iz bıraktı izim.
Seninle her köşe başında yeniden doğan şehir,
Her damla yağmurda büyüyen bir sevda sihri.

​Ah, o melankolik bakışlar, anlatır durur geçmişi!
Bir buketi anımsatır, solgun ve nazlı açan çiçeği.
Tıpkı Lenoir'in tuvalindeki o gizemli kadın,
Aşkın peşinde bir ömür, hep seni aradım.

Şimdi zamanın akışında, sular durulmuşken,
Ellerin ellerimde, ruhum sana bulanmışken.
Sanatın köprüsüyle bağlandık, iki yabancı değil,
Kayıp zamanın izinde, yeniden bulduk birbirimizi, ey sevgili!

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Nüzhet Ünlüer

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi