KARA KIŞLAR
Çok kara kışlar yaşadı bu gönül,
hiçbiri gidişin kadar soğuk olmadı.
Ayazı yaktı gönlümü
sanki zemheri soğuğu ortalık .
İçime, iliklerime kadar işledi.
Buz kesti her zerrem
aldandı kardelen misali yüreğim sıcağına.
Nasıl da kandı sahteliğine,
Boy verdi filizlendi, düşünemedi ayazında
yanacağını, söneceğini.
Yalnızlığa gömüleceğini.
Yalnızlığımı aydınlatan lamba arkadaş geceme,
fitili titriyor söndü sönecek ışığı.
Feri kalmamış gözlerim gibi.
Bir kendine yetiyor aydınlığı.
Zifirisindeyim gecenin,
en dibinde
gün doğar mı?
Şafak söker mi? Aydınlatır mı güneş
Katran karası gecelerimi, günleri mi? Bilmiyorum.
Darmadağın olmuş gönlüm,
kırk atlı geçmiş gibi içinden.
Gam izi nal izine karışmış yüreğimde.
Harman misali un ufak her zerrem.
Savruluyor
tozları,
Yine içime içime.
Yansıtmadım kimselere yürek yangınımı.
Dışım donsa da
Küstürdüm kalbimi sana, lâl oldu dilim. Anmıyor adını
anmaz da bundan sonra.
Sardunya saksıları ile süsledim bahçe yolunu.
Unutturdular biliyor musun senin sahte kaygan sevgini,
Sardunyalar, sarmaşıklar, sümbüller...
Onları seviyorum sivri değil dilleri.
Kırmızının her tonu var.
Karıştırdım beyaz ile ebruli oldular.
Sümbüllerle konuşuyorum,
İçim darlandığında
nasıl iyi geliyor sessiz sohbetleri
bir bilsen.
Yaraya sürülen merhem misali
iyileştiriyorlar dil yarası kalbimi.
Hala sivri, zehirli mi o dilin,
acıtıyor mu sözlerin başkalarını?
üzülmüyorum benden gidişine.
Yasını tutmuyorum bilesin.
Huzura erdi gecelerim, günlerim.
Sen benden gittiğin gideli.
Bir ben bir kendimleyim.
Demindeyim dinlenmelerin.
***














































