ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 13-08-2022 06:19

İnciten İnci

Yazan: İsra Altay - İNCİTEN İNCİ

İnciten İnci

İNCİTEN İNCİ

Hayatın içinde iki çeşit insan vardır. Her gün aynı programı görev bilen, eksiksiz yerine getiren, dünyanın zahmetli yanını çekenler ile her gün farklı hayata gözünü açan insanlardır bunlar. Peki, bu iki yönlü insanlardan hangisi sensin? Başka bir deyişle, aynadaki sen kimsin?

Bu hayatta mücadele ederken hiç arkanı dönüp de aynaya baktın mı? Aynalar hep ardında mı kaldı? Kendine acaba aynadaki benim bedenime bürünmüş kişi kim diye sordun mu?

İnsan bir süre sonra hayata karşı koyamıyor. Çok güzel olduğundan değil de artık yaşama karşı direnci kalmadığından. Bugün ben de tam olarak böyle bir güne açtım gözlerimi. Çoğu zaman olduğu gibi bugünde isteksizce hayata uyanıp, defalarca kez yaptığım gibi anlamını yitiren bir güne doğdum.

Çok garip geliyor bu durum bana. Hep arka planda kalan olmak, çürük elma muamelesi görmek, itilip kakılmak, yinelenen hayal kırıklıklarına doğmak…
Başıma bunca şey gelirken, beni yoran insanlar varken ve ne zaman ölümün beni bulabileceğini bilmezken; her gün hayata gözlerimi açmak, yine dolabımın önüne geçip uflayıp puflayarak ne giyeceğimi düşünmek, sıradan bir okul formam varken üstelik bu endişenin içinde kendimi bulmak… 

Çok garip geliyor bana gerçekten.
Düşüncelerimin içinde kendimi boğarken parkeye sadece benim duyabileceğim bir seste, ne olduğunu henüz anlayamadığım bir nesne düştü. Hafif çekik ve yumuk olan gözlerimi yerle buluşturdum. 

Kahverengi, ahşap desenli, parkenin üzerinde gördüğüm koca bir hayal kırıklığıydı. On dördüncü doğum günümde bana hediye edilen kolyem yerdeydi. Beni tüm köklerimden sarsan, tamamen bitmiş bir arkadaşlığın hediyesi. Öyle ki uzun yıllar süren arkadaşlığımızın bu kolyeyi hediye aldığım gün bitmesi, hayat kadar garip değil mi? 
Her şeye rağmen içimde ömür boyu süreceğinin kanıtı olarak asılı duruyordu boynumda. 

Kolyemin kopuşu, yumuk gözlerimi sonuna kadar açmama, yatağımdan dolabımın önüne kadar etrafa saçılmış inci tanelerini yine hayatımla bütünleştirmeme neden olmuştu?  Aynı arkadaşlarımın benden birer birer kopup gitmesi gibi kopmuştu kolyem aslında. Arkadaşlarım birer inci tanesiydi ve hiç çıkarmadığım boynumun süsü gibi kendimde tutuyordum onları bir nevi hayatımı süslüyordum onlarla. Aslında daha doğrusu tutmaya çalışıyordum. 

Bilmediğim bir gerçek varmış kopan kolyemle aydınlandım.

Esasen yanında durmak istemeyen insanı boynuna assan bile ya senden kopar gider, ya da gitmek için bahaneler arardı. İnci taneleri bana inat, gerçeği gözüme sokmak için, soğuk zeminde teker teker dağılıp gitti. Ve peşleri sıra bakmak bana düştü. 
Aslında onlar tüm gerçeklikleriyle benim hayatıma hiç girmemişler…

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi