HÂKİM BEY
Hâkim bey,
Huzurunuza geldim yine;
Ellerim kelepçeli değil belki ama
Yüreğim prangalı.
Soruyorum size,
Yüksek kürsünüzden bakınca
Bir insanın gözlerine düşmek de suç sayılır mı?
Sevdim biliyorum;
Hem de susmadan,
Saklamadan,
Utanmadan,
Açıkça.
Şimdi sanık sandalyesinde kalbim oturuyor,
Ben ise ayakta…
Öylece susuyorum.
Şimdi soruyorum size, bir kez daha
Sevmek suç mu?
Suçsa eğer boynum kıldan ince,
Hâkim Bey
Dosyam kabarık değil aslında;
Bir kaç hatıra,
Biraz gözyaşı,
Bir de yarım kalmış bir “kal” sözü var içinde.
O giderken
Ben ömür boyu hapse mahkûm edildim,
Adı konmamış bir tutsaklık bu.
Duvarları özlemden,
Parmaklıkları geceden,
Kalemi kıracaksanız kırın, hâkim bey;
Zaten yazdığım her cümle onda kaldı,
Hakim Bey!
Ben kimseyi incitmedim;
Sadece bir kalbi sevdim,
O kadar.
Kavuşamamak mı suçum,
Geç kalmak mı?
Yoksa kaderin yanlış sokağında doğmak mı?
Siz söyleyin hâkim bey.
Aşk için müebbet verilir mi insana?
Kesin cezamı, razıyım
Hâkim Bey!
Son sözüm şudur huzurunuzda:
Ben onu sevdim;
Evet,
Hem de ömrüm pahasına.
Eğer beraat yoksa bu davada,
Yazın alnıma en ağır hükmü.
Ama bilin ki
Ben bu suçu işlemeye yine razıyım.
Çünkü bazı suçlar insanı öldürmez hâkim bey,
Bilakis, yaşatır içindeki gerçeği,
Yaşatır,
Hâkim Bey.
***
Editör: Nevin Bahtışen














































