DENEME
Giriş Tarihi : 18-11-2025 20:06   Güncelleme : 19-11-2025 02:13

Hiç Kimse Vazgeçilmez Değildir / Aydın Hanzala

Yazan: Aydın Hanzala -HİÇ KİMSE VAZGEÇİLMEZ DEĞİLDİR

Hiç Kimse Vazgeçilmez Değildir / Aydın Hanzala

HİÇ KİMSE VAZGEÇİLMEZ DEĞİLDİR

Göz kapakları ağırlaşmıştı; gözleri uykuya teslim olmamak için çırpınırken elinde kalemiyle masa başındaki adam uyumamak için ciddi bir mücadele veriyordu. Sanki savaş meydanında düşmana karşı savaşıyor, elindeki kalemi bırakmıyordu; çünkü biliyordu kalemin ağlamadığı yerde çocuklar ağlayacak, analar feryat edecekti.

Beyninde deprem etkisi yapan düşünceler dolaşıp duruyordu.

Hayatın yorgun izleri vardı yüzünde, gözleri her daim kaygı ve endişe barındırıyordu. İçinde biriken düşünceleri kağıda dökebilme kabiliyeti yoktu. İyi düşünen, fakat kötü yazan biriydi. Sabaha kadar defalarca yazıp sonra kâğıtları yırtıp atıyordu. Yazmak kolay bir sanat değildi; kelimeleri uygun bir şekilde ahenkle dizmek, anlam bütünlüğünü oluşturmak, mesajları bağlamına gölge düşürmeden yazmak kolay değildi.

Sabahın beşinde uykuya esir düştü ve olduğu yerde uyuyakaldı.

Sonbahar onu hep düşündürürdü. Zira o, sonbaharda hem ölüm hem de dirilişin izlerini görüyordu. 

Bu mevsimde çınar ağaçlarının olduğu yerlerde gezmek ona ruhsal bir dinginlik katıyordu. Dökülen yapraklar bir örtü misali toprağın yüzünü örtüyor, doğanın işleyişinde doğal bir teslimiyet hasıl oluyordu. 

Dökülen her yaprak bir yönüyle ölümün diğer yönüyle de dirilişin haberini veriyordu.

Hayat ve ölüm, insan ve doğa; iç içe olan bu ahenk çok şey anlatıyordu insanlığa. 

Aylarca yeşil yaprakları taşıyan ağaçların görkemli fakat yorgun hallerini görüyordu. Ağaçlara bakan genç adam bir an düşündü; "Silkelenme vakti, bütün alışkanlıkları savurma zamanı, ağırlıklardan, fazlalıklardan arınma vakti, yeniden dirilmek ve doğmak için bize ait olmayan şeyleri terketme zamanı.” 

Her mevsim bir düşünce, yeni bir hal, yeni bir diriliş, yeni bir davranışı simgeler.

Genç adam yapraklara bakarak "Ölün en büyük hakikattir. Hakikate sırtını dönenler bataklığa saplanır. Yaprakları yere düşüren mevsimler olduğu gibi, bizleri de toprağa gömecek ölüm mevsimleri gelecektir. Ağaçlar, yaprakların dünyasıydı ve onlar dünyaya ait değillerdi. Peki biz kimiz? Nereye aitiz? Aidiyetimiz köklü mü yoksa çürük mü? Yanılgılar bizi nereye ait kılıyor? Baharda ahenkle heybetli çınar ağaçlarında genç kızlar gibi dans eden yapraklar şimdi ne haldeler? Akıbetimiz bu olmayacak mı?"

Beynine hucüm eden soruların arkası kesilmiyordu... 

Artık dökülen yapraklar asla o ağaçlara dönmeyecek, ağaçların da böyle bir beklentisi olmayacaktır. Yeni yapraklar yeşerecek ve ağaçlar asla yalnız ve çıplak kalmayacaktır. Sadece bir mevsim dinginliğe ulaşmak için dinlenmiş olacaklar. Genç adam yeniden düşündü ve "Hiç kimse vazgeçilmez değildir." dedi kendi kendine. 

Bu düşünce; onu, sadece ona özel hissettirerek yeniden düşündürttü, “Ben kimsenin vazgeçilmezi değil, kendimin vazgeçilmezi olmalıyım. Zira, kendimi kaybedersem kendi yerimi dolduramam ve asla içsel huzuru yakalayamam." diyerek gülümsedi. Gözlerini açtı, kolları o kadar uyuşmuştu ki kımıldatamıyordu.

***


Editör: Nevin Bahtışen

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi