SÖYLEŞİ
Giriş Tarihi : 29-11-2024 20:37   Güncelleme : 30-11-2024 00:25

Hayat Yok Artık! Demeye Gelmez / Furkan Toprak

Furkan Toprak -HAYAT “YOK ARTIK!” DEMEYE GELMEZ

Hayat Yok Artık! Demeye Gelmez / Furkan Toprak

HAYAT “YOK ARTIK!” DEMEYE GELMEZ

Bir çay bahçesinde oturuyorum. Ortada beyaz bir masa, etrafında 4 tane kahverengi sandalyeyle oluşturulmuş bir grup ve aileler... İnsanlar kendi dertlerini anlatırken gülüyor, kızıyor ve dertleşiyor. Sonra bir an yeşil yapraklara dalıyor gözlerim... Toprak rengi dalların üzerinde duran yapraklar, güneş ışıklarının ahengiyle dans ediyor. Hiç kimse birkaç gün önce süregelen yaşadığım buhranı, krizi bilmiyor. Oysa, önce telefonu duvara fırlatmış; bu da yetmezmiş gibi üstüne tuz–biber niyetine anne ve babama bağırmıştım.

Hemen her gün tartışan, birbirilerine bağıran çiftin bitmek bilmez münakaşalarını çekemiyorum. “Kıskançlık” adı altında kardeşlerime ve bana yaşattıkları eziyetlere “artık yeter!” demenin zamanı gelmişti. Yangını söndürmeye suyla gittim derken; birden hortumdan çıkanın benzin olduğunun farkındayım. Birkaç yıldır, yani liseden mezun olduğum 2018’den beri ömrümde taşlar yerine oturmuyor. Dört kardeş olarak evin hem en büyüğü olup hem de en beceriksizi olmak insana biraz “koyuyor.” Yaşamımın en aktif, enerjik; zihnin öğrenmeye ve sorgulamaya en açık olduğu dönemde beni olgunlaştırıyor gibi gözükse de, kasıtlı-kasıtsız çok şey de kaybettiğimi düşünüyorum.  Oysa, hayatımı öğrenme, okuma ve yazma üzerine inşa etmek isterken; yaşadıklarım merdivenleri çıkmama öyle bariyerler kuruyor ki, gücümün
azalmasından, kangren olan elimin ipin ucunu kaçırmasından altıma kaçırmaktan korkan çocuk gibi korkuyorum.

İnsanı olgunlaştıran ve geliştiren ne eğitim, ne kariyer, ne aile, ne de sağlıkmış. İnsan ancak yaşayarak ve acıyı–tatlıyı iliklerine kadar hissederek, mağaranın dibinde tüm karanlıklar etrafını sararken iğne deliği kadar boşluk alan ışık sayesinde yaşamaya devam ediyormuş. Çünkü o “ışık”,  aslında sağlık, inanç, aile, eğitim, eğlence, dost, zevk, sabır ve “zaman”’mış. Tüm değerleri önce insana büyük gösteren, sonrasında da iğne deliği kadar küçük hale getiren kudret ne kadar büyükmüş ki, olmazları olduran, karanlığa  ışık, geceye  çay, geceye gündüzmüş.

Hayat ne kadar zor, acımasız, “yok artık, olmaz o kadar, hadi canım sen de!” bariyerleriyle örülmüş olsa da, insan kendi benliğinin içine girdikçe, O’na daha çok yaklaşmakta; O’na yöneldikçe mağaradan sızan “ışığın” sadece O’na ulaştıran “nimetler” olduğunun farkına yolun sonuna gelince anlıyormuş. Peki hayatın ana cümlesi nedir, diye sorarsanız derim ki;

“(Lâ) süpürgesi ile, yolu temizlemezsen,
(İllallah) sarayına varamazsın!”

Editör: Deniz İmre

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi