AYILARA YAKIŞIR
Kovanı devirip balını yemek
Dağda gezen ayılara yakışır
Her şeye boyun eğip evet demek
Cahil olan dayılara yakışır
Hesap kitap işi ince bir iştir
Dörtten sonrası bilin ki beştir
Eşit olan her şey kesin kardeştir
Hak adalet sayılara yakışır
Kimisi parayı bulur havadan
Kimi parasız kalır bir davadan
Bir yol bulalım şu dağdan ovadan
Renkli yollar yayalara yakışır
Birlik dirlik sözle gelmez yerine
Sular çeşme olmaz inmiş derine
Haber gönderin gencine erine
Ata binmek Kayılara yakışır
Fırtına kasırga eser başımda
Balyoz işler her gün mezar taşımda
Korsanlar boğulur benim aşımda
Şu meltemler kıyılara yakışır
Odabaşı, yeşil yaprak dallara
Dervişler yakışır uzun yollara
Arılar çiçeklere ve ballara
Yeşil yosun kayalara yakışır
***















































Şiirde biçim çetrefil bir tartışma… Halk şiirine özellikle de divan şiirine baktığınızda telkari işçiliğinde bir sözcük madenciliği… Mısrada sesli harf sayısını tutturmak için müthiş bir sözcük bulma telaşı… Bulduğun sözcük aradığın ses sayısını karşılasa bile şiirin manasına alakalı kılmak zor iş. Bir de bunu irticalen yapılan atışma kültüründe düşün. Ustalık ister. Dershane öğretmenleri bilir. Ders anlatmak kolaydır. Soru günlerinde öğrencinin karşısında görücü olmak zor iştir. Televizyonda konukların bağlanabildiği anında yanıtlamak mecburiyetinde olduğu canlı yayın tadındadır. Birkaç kez yerel televizyonlarda milli eğitim müdürlüğü esnasında yaşadım. Akademik yetersizliğin varsa çuvallarsınız. Zaten bazı sorular da siyasi ve kasıtlıdır. Sizin yetkinizi de aşar. Ben niye az maaş alıyorum gibi… Program akışında bunları da çelebice etkisizleştirmeniz gerekir.
Bu şiirde biçimsel emek; Divan Şiirinde nazım şekli ve aruz vezni kaygısı ile iyice size postakideki kıl sayısını saydırır hale getirir. Bir de buna Divan Şiirinin mecaz ve mazmunları eklenir. Al basmalı, ufak boylu topan sevgiliniz olmaz. Selvi boylu, gamzen bakışlı, temren kirpikli,, sekerek salınan kadehkar meclislerinde mey dağıtan peymane sevgiliniz vardır. Kadın estetiği budur. Bundan sapılmaz. Duyguları aruz kalıplarına dökmeye çok çabaladım hiçbir şiiri tamamlayamadım. Bunu başaranlara saygı duyarım. Kuyumcu işçiliği…
Şuayip Bey, bu biçimsel kaygıları karşılayan bir şiir yazmış. Bu övgüye değer bir çaba… Halk şiirinde sık rastlanan dolgu mısraları da alakasız değil. Oldukça başarılı…
Başlıkta yer alan ‘’ayı’’ ifadesi sizi bir hayvan sevgisine taşıyacağını sanıyorsunuz. Süpriz yapıyor. Size; iri yarı, güçlü, kıllı, kaba saba erkekler için benzetme olarak kullanılan bir anlam taşıyor. Hazır bulunuşluğun geçersiz oluyor. Ne oluyor demeye kalmadan birinci dörtlüğün son dizesinde ‘’dayı’’ sözcüğü ile; ayıya dayı ile güzel bir iç kafiye armonisi sizi günlük hayatın eleştirel iklimine taşıyor. Şiiriniz için tebrikler…