DENEME
Giriş Tarihi : 05-04-2026 17:49   Güncelleme : 05-04-2026 17:57

Hasbihâl / Sabahat Sarıca

Yazan: Sabahat Sarıca -HASBİHÂL

Hasbihâl / Sabahat Sarıca

HASBİHÂL

Hastahanenin beşinci katından izlerken koca şehri, arabaların yoldan su gibi akıp geçtiğini,
sokak lambaları ve evlerin ışıklarını birbirine karışan sesleri dinliyorum; camın ardındaki dünya başka bir aleme bürünüyor sanki.

Koridorlarda yankılanan ayak sesleri dışarda kalan hayatın ritmine öyle yabancı ki, burada zaman daha yavaş, daha ağır akıyor, ama şehir… 

Hiç durmadan nefes alıp veriyor.

Bir pencere aralığında donup kalmış gibiyim, ne tam içindeyim hayatın ne de dışında.

Bir bekleyiş asılı duruyor omuzlarımda; heyecan ve korku dolu yüreğimde
sessiz bir ağırlık gibi.

Uzaktan parıldayan evlerin ışıklarında tek tek dolaşıyor gözlerim, birileri gülüyor belki,
bir kapı açılıyor, biri eve dönüyor, çaydanlıkta su kaynıyor mutfakta.

Hayat kendini küçük seslerle tamamlıyor.

Buradaysa her şey yarım kalmış gibi, bekleyişler, yutkunmalar, sözler…

Şifa dağıtan el dokunuyor odanın kapısına; "Geçmiş olsun." derken “Geçmiş olur inşaallah.” diyorum.

Fısıltıyla söylenen cümlelerim zihnimde defalarca yankılanıyor.

İnsan kendi iç sesini ilk kez bu kadar net duyuyor gecenin ortasında.

Karşımda yine muhteşem dağlar sıra sıra dizilmiş, eteklerine serilmiş gibi yıldızlar, her birinde saklı yarını bekleyen umutlar.
Belki de bu şehrin kalabalığında benim de dualarıma eşlik eden birileri var biliyorum.

Gökyüzü ne kadar karanlık ve derin. Yıldızlar karanlığa serpilmiş umutlar gibi. Birazdan gökyüzü maviye dönmeye başlayacak usulca ve bu şehrin üstüne ince bir umut, gün ışığı gibi yayılacak. Bekleyişimin içine yeniden bir başlangıç doğacak.

Zaman hâlâ akıyorsa, hayat devam ediyorsa bir yerlerde, bana da ayrılmış küçük ama gerçek bir yarın var biliyorum. Şu an en çok istediğim yarın, annemin gözlerine doğacak güneş.

***

Editör: Bilgi Şakar

EditörEditör