HAKİKAT GAZELİ
Cihan bir gölge oyunudur, kanma sakın rengine;
Sultan olsan ne çıkar, varamazsın vaktin dengine.
Saraylar kurduğun o mal, mülk, rütbe hep emanet;
Giderken götürdüğün sadece bir avuç merhamet.
Kibir dağına çıkıp da bakma sakın aşağı,
Kırılır elbet bir gün nefsin o çürük kuşağı.
Vefa bir kuş olmuş, konacak dal arar bu devirde;
Sadakat ise hapsolmuş, paslı karanlık bir kilitte.
Dilin kemiği yoktur ama kırar binlerce kalbi,
Sükût eyle ki görsünler sendeki o asıl galibi.
Göz boyayan şu dünya, bir yudum zehirli baldır;
Tatlı gelir evvela, sonu ise derin bir masaldır.
Sabır hırkasını giyen, menziline elbet varır;
Hırs ateşiyle yanan, kendi külünde kavrulur kalır.
Dostun yüzüne bakıp da arkasından kuyu kazma,
Kendi kaderini kendi ellerinle dar edip yazma.
Ne kış baki kalır burada ne de o taze bahar;
Güneş doğar ve batar, insana sadece namı kâr.
Şair Yusuf söyler sözü, gönül süzgecinden geçer;
Bu âlem bir ekin yeridir, herkes ektiğini biçer.
***














































