GÖNÜL SANDIĞI
Gönül sandığını açtım da biraz,
Gözlerim eski bir ize takıldı.
Üzerinde örtü gibi bembeyaz,
Üstünü kaplamış toza takıldı.
Hafifçe üfledim, gördüm yüzünü;
Gözümün içine dikti gözünü.
Bir şey diyecekti, çekti sözünü;
Kalbim o sitemli naza takıldı.
Dedim, nedir derdin, neden bu elem?
Almadı selamı, etmedi kelam;
Dedi bekle biraz, kendime gelem;
Aklım sesindeki tize takıldı.
Sitemkâr bir sesle açtı ağzını.
Dedi; yeter çektim senin nazını,
Zaman dindirmişti biraz sızımı,
Geldin, sadrındaki köze takıldı.
Beni her görüşte yandın ağladın,
Geçer umuduyla yakıp dağladın.
Tuz döktün üstüme, sabır bağladın;
Huzur iki yaşlı göze takıldı.
Bırak artık dedi, dosyayı kapat;
Aramızda olan bağları kopart.
Bir bak şu sandığa, hüzünler kat kat;
Bak ömür zamansız hıza takıldı.
Haklısın diyerek ayağa kalktım;
Çözdüm zincirini, serbest bıraktım.
Aralık kapıdan dışarı çıktım,
Ruhum dışardaki yaza takıldı.
***















































