GÖNÜL İKRAMI
Dün bir iş için çarşıya indik. Park kenarında uzun bir insan kuyruğunun arasına katıldık.
Yaklaşık bir saatlik bu uzun kuyrukta, insanlar dilerse pekâlâ sohbet kurabilir, tanış çıkabilirdi. Ülkemin garip hâlleri…
Park kenarı bir yer olduğu için oralarda dolaşan farklı renk ve cinslerde üç tane köpek vardı. Benim gibi köpek fobisi yaşayanların yüreğine korku salan cinsten iri kıyım olanlar da dahil.
Fakat bunlar nedense çok insancıl çıktılar. Kendi aralarında oynamaları, poz verir gibi şekilden şekile girmeleri, kuyrukta olan herkesin dikkatini çekmeye başladı. Onlardan biri hemen benim önündeki bayanın yanına yaklaştı. Bayan da onun boynunu filan okşamaya başladı. Sonra gitti, tekrar geldi. Kadın sevdikçe o iyice sırnaştı. Gözlerini kapattı ve bu sevgiyi içine çekti, duyumsadı.
Bu manzaraya dayanamayıp dedim ki:
“Ne kadar da mutlu oluyor, sevgi dilencisi olmuş bunlar.”
“Evet, öyle. Güzel de beslenmişler, bakımları iyi.” dedi.
“Tüh ya, yanımda mama da yok, hep taşırdım.” diye de ekledi.
“Tüyleri kürk gibi.” diyerek onu onayladım.
“Aynen!” dedi gülerek.
O sırada köpek onu bırakıp bana doğru geldi.
“Yo, yo git. Ben yapamam!” dedim.
Çünkü çocukluğumdan beri köpeklerden korkarım. Ben korktuğum için mi onlar saldırır yoksa onlar saldırdığı için mi korkarım, bilmiyorum. Ama, "Ne zaman bir köpeği sevsem sonunda bana hırladı."
O yüzden, kuyrukta yanıma yaklaşan köpeğe, "Bana gelme!" dedim. Anlamış gibi arkamdaki çifte yöneldi. Onlardan da beyefendi olan "Gelme, ben sevmiyorum!” deyince yine önümdeki kadına gitti. O tekrar okşadıkça çevresinde pervane oldu. En sonunda kadının bileğini dişleriyle kavramaya başladı. Benim aklım gitti. “Eyvah, kadını ısıracak.” diye düşündüm. Beyaz ve sivri dişleri gözüme bıçak gibi göründü.
Kadın da biraz tedirgin oldu. "Dur, yüz verdik astar mı istiyorsun sen?" diye soğukkanlı bir şekilde kendini korumaya, bileğini kurtarmaya çalıştı.
“Köpekle bu kadar samimi olduğuna göre onların dilinden anlıyor olmalı.” diye düşünüp kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Ama bu birkaç bileğinden tutma eylemi kadını da soğuttu.
Bilerek veya bilmeyerek böyle davranan hayvancağız, kadının soğuk halini algıladı ve uzaklaştı.
Diğer iki arkadaşının yanına gidip onlarla takılmaya başladı. Bir süre sonra üçü de aynı yöne baktılar ve ani bir hareketle fırlayıp gittiler. Kuyruğun en kenarında olan ve parkın içini net gören biri "Yiyecekleri gelmiş." dedi. Böylece kayboldular.
Kadının siyah pantolonu tüy içinde kalmıştı. Başka insanların rahatsız olabileceği ve yüreği sevgi dolu bu kadının da mağdur olmaması için:
“Afedersiniz, bir şey söyleyebilir miyim?” dedim.
Dönüp bana baktı.
“Pantolonunuz köpek tüyü oldu da şununla bir siliverin.” diyerek, çantamdan aldığım ıslak mendil paketini uzattım. Aldı ve teşekkür etti. "Ben alışığım, arabada tüy toplayıcı aparatım vardı.” dedi ve kabaca sildi.
“Sevginin bedeli işte.” dedim gülerek.
Sevgi, her canlının ihtiyaç duyduğu en temel manevî gıdalardan biri. Fakat en çok da bu alanda yara alıyor. En çok da bu tarafından vuruluyor. Aç kalan bir insan ölür, sevgisiz kalan sürünür. İnsanoğlunun en büyük imtihanı sevgi... Kimi, neyi, niye, ne kadar, nasıl sevmeli? Beş bilinmeyenli denklem.
Hayatımızda hem kırılma noktası, hem de yeniden var olma çabasıdır sevgi. Kiminin elinde heba olur, gider kiminin elinde vefa olur, kalır. Kimisi de sevginin bedelini çok ağır öder ve bir daha sevmeye tövbe eder.
Sevgi, karşılık buldukça beslenir. Sizi seven kişiyi bir müddet sonra dişlemeye başlarsanız, o da sizi dışlamaya başlar. "Can mı, canan mı?" demişler. Kendisini seven insanlara narsist bir tutum içinde, "Bu benden kopamaz canım, ben onun için vazgeçilmezim." diye düşünerek, bu sevgiyi hoyratça sömürenler, bastığı dalı kesen veya kendi topuğuna sıkan insanlar gibidir.
Çünkü hiç kimse "vazgeçilmez" değildir.
Sevgi özellikle günümüzde yapaylaştı, çıkarcı ve maddiyata bağımlı bir hâl aldı. Keyfekeder şeyler uğruna tüketilen "çerez duygu" oldu.
Bazen de çok antika bir eser gibi eski gönüllerde yaşamaya mahkûm edildi. Üretimi piyasadan kalkan bir değer oldu.
Dolayısıyla, eğer birinden bir sevgi bulursanız, -yanlış ve yasak olmayan- onun için doğru kişi olduğunuzu düşünerek sizi seviyorsa onun bu sevgisine saygı duyun ve besleyin. Belki de bu işten en kârlı siz çıkarsınız.
Sevmeyi ve sevilmeyi zor hâle getiren insanlardan olmak, ne büyük bir acı. İnsan ilişkilerine vurulan ne büyük darbe...
Allah, içimizdeki potansiyel sevgiyi en doğru yere kanalize etmeyi, gönül ikramını sunmayı nasip etsin. Layık olan her kim ise, neyse onu sevdirsin. Gayrisini yüreğimize yük etmesin. Safiyane duygularımızı sinsi emellerine alet eden iki ayaklı şeytanlardan Rabbim cümlemizi korusun. İyilerle karşılaştırsın, iyilere eş etsin, iyilerlerden etsin.
Dünyayı sevgisizlik batıracak veya sevgi kurtaracak. Kendinizi, başkasını sevin. En önemlisi Allah'ı sevin, Allah için sevin. Gerisi gelir zaten.
Zira Allah, kendisini seveni sever ve başkasına da sevdirir, sevimli gösterir.
Sevgiyle kalın...
***













































